Profesyonel kadın

Burun Estetiği Vepasilapov

2020.10.08 21:53 enesk001 Burun Estetiği Vepasilapov


Günümüzde en çok tercih edilen estetik ameliyatları nelerdir sorusuna yanıt olarak verilebilen burun estetiği, hem çeşitli sağlık sorunları hem de bazı estetik kaygılar nedeniyle yaptırılabilmektedir. Halk arasında daha çok rinoplasti ismi ile bilinen burun estetikleri, genç ya da yaşlı, kadın ya da erkek herkeste gönül rahatlığı ile yapılabilmektedir.
Yepyeni Bir Görünüm İçin Burun Estetiği
Burnunun yapısından ya da yüzündeki duruş şeklinden memnun olmayan kişilere tavsiye edilebilecek olan burun ameliyatı, isteyen herkesin hep hayalini kurduğu burun şekline sahip olmasına imkan vermektedir. Burun estetiğinde hastaların taleplerine göre burunlarının tamamında değişiklik yapılabildiği gibi yalnızca burun ucu estetiği ya da burun sırtı estetiği gibi daha farklı ve ufak çaplı uygulamalar da gerçekleştirilebilmektedir.
Sanıldığının aksine son derece uygun fiyatlandırmalar üzerinden sunulan burun estetiği işlemlerinde her bütçeye uygun çözümler uzman estetik merkezleri tarafından sağlanabilmektedir. Bu alanda gerçekten tecrübeli ve cazip fiyatlı bir firma arayışında olan kişilere ise uzun yıllardır plastik ve estetik cerrahi sektörünün öncülerinden olan Op. Dr. Vepa Silapov tavsiye edilebilmektedir. Müşterilerine özel olarak sunduğu dünya standartlarındaki estetik uygulamaları ile bilinen Op. Dr. Vepa Silapov’dan son derece profesyonel ve kaliteli estetik cerrahi hizmetleri alınabilmektedir.
submitted by enesk001 to u/enesk001 [link] [comments]


2020.09.02 11:08 izmirlokma Izmir Lokma

Izmir Lokma

İzmir Lokma

Hanımeli İzmir lokma firması olarak İzmir lokma tatlısını hiç el değmeden lokma makinesinde yapıyoruz.
İzmir lokma tatlısı ekibimiz fırıncılık ve tatlıcılık mesleğinde uzman sadece kadınlardan oluşan bir ekiptir.
En sağlıklı en leziz İzmir lokma tatlısı firmamızda gayet uygun fiyata adresinizde servis edilerek hizmet sunulmaktadır.

izmir lokma

İzmir Lokmacı

İzmir lokmacı personelimizin temel özelliği kadın elemanlardan oluşmasıdır. Mesleğinde uzman arkadaşlarımızdır.

izmir lokmacı
Firmamızın bünyesinde İzmir lokmacı arkadaşlarımız tüm sosyal güvenceleri ve sosyal hakları ile kalıcı hizmet sunmaktadırlar.
Ayrıca İzmir lokmacı personelimiz gezici lokma araçları seyyar çalıştığından sizin verdiğiniz adrese gelerek orada lokma tatlısını yapmaktadırlar.
Dilediğinizde personelimizi, kullanılan ürünleri ve servis hizmetimizi daima denetleyebilirsiniz.

İzmir Lokma Fiyatı

Hanımeli İzmir lokma fiyatı nerede, kaç kişilik lokma tatlısı istediğinize göre değişmektedir. Bizde ucuz lokma fiyatı olmaz.
Biz en kaliteli ilgili sağlık bakanlığından onaylı un, şeker, yağ kullanıyoruz. Dolayısı ile sağlıklı, kaliteli malzeme ve profesyonel hizmetin değer İzmir lokma fiyatı ne ise onu size teklif olarak sunuyoruz.

izmir lokma fiyatı
submitted by izmirlokma to u/izmirlokma [link] [comments]


2020.08.26 11:28 Complex_Highlight542 Voleybol Filesi Fiyatları

Voleybol farklı bir spordur. Diğer spor dallarından bariz farkı ise bir file oyunu olmasıdır. Voleybol filesi fiyatları ise pek çok kişi tarafından merak edilmektedir. Filenin yüksekliği kadın ve erkek sporculara göre değişiklik göstermektedir. Hücum vuruşu, yükseklik, file ile temas gibi durumlar oyunu etkilemektedir. Bir dış mekan sporu olan voleybol filesi fiyatları piyasada değişiklik göstermektedir. Ancak file tercih edilirken dikkat edilmesi gereken faktörler arasında pek çok kriter yer alıyor. Fiyat da bunlardan biri olmakla birlikte filelerin yapısal olarak ikiye ayrıldığından söz etmek gerekiyor. Naylon ipten üretilen filler kar, güneş, yağmur gibi iklim koşullarına karşı oldukça dayanıklı olmaktadır. Sporcular da ciddi bir şekilde baskı yaptığında esneme özelliği göstermemektedir. Floş ipten imal edilen fileler ise profesyonel amaçlar için kullanıma uygundur.
Firmamız voleybol filesi fiyatları noktasında uygun fiyatlar sunmakla birlikte yüksek özelliklere sahip fileler üretmektedir. Yüksek kaliteli malzemeler kullanmakta birlikte işçilik noktasında da garanti sunuyoruz. Tüm oyun alanlarında kullanım için uygulan olan ürünlerimiz yüksek güvenlik vaat etmektedir. Kalitesiz bir ürün seçilmesi durumunda hava şartlarından dolayı etkilendiği için tekrar bir file satın almanız gerekiyor. Ancak firmamız voleybol filesi fiyat noktasında uygun fiyatlar sunmasına karşın kaliteli malzemeler kullanıyor. Kopma, aşınma ve benzeri durumların görülmediği ürünlerimiz cebinize de zarar vermiyor.
Firma arayışında iseniz voleybol filesi fiyatları için firmamızdan fiyat teklifi alabilirsiniz. Ürünlerimizde mukavemetli iplikler kullanıldığından dolayı fileleri uzun yıllar kullanabilirsiniz. Dışarıda oynanan bu spor için kaliteli ürünler seçilmesi önemlidir. Topun kontrolünü kaybetmesi sonucunda fileler zarar görebilir. Saha içinde oyun kuralı belirlemek amacı ile konulan bu fileler topun kaybolmasını ve zarar görmesine de önlemektedir. Voleybol filesi fiyat ise pek çok kritere göre değişiklik göstermektedir. Spor salonlarında, plajlarda ve pek çok alanda kullanılan bu filelerin fiyatları ölçü ve kaliteye göre değişiklik gösteriyor. Aynı zamanda kullanılan malzeme kalitesine de dikkat etmek gerekiyor. Firma olarak uzun yıllardan beri süregelen tecrübemiz ile sizlere kaliteli ürünler sunuyoruz. Fiyat teklifi için hemen firmamız ile iletişime geçebilirsiniz.
submitted by Complex_Highlight542 to u/Complex_Highlight542 [link] [comments]


2020.06.28 16:47 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 9

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 9
https://preview.redd.it/zcsn2eeixn751.jpg?width=738&format=pjpg&auto=webp&s=a2a5bb17450b251273e45f66fe956b9450db2dd6

Marksizm 5.1

Marksistler:
  1. Sanayide, ticarette, para ve kredi sisteminde kapitalist temerküz bir ön evredir, sosyalizmin başlangıcıdır.
  2. Kapitalist müteşebbislerin – ya da en azından kapitalist şirketlerin – sayısı sürekli düşmektedir; özel şirketlerin büyüklüğü genişlemektedir; orta sınıf küçülmektedir ve yok olmaya mahkûmdur; proleterlerin sayısı sınırsız artmaktadır.
  3. Bu proleterlerin miktarı her zaman çok fazladır, o kadar ki aralarında her zaman işsizlerin bulunması gerekir; bu yedek sanayi ordusu yaşamın koşullarını düşürmektedir; tüketilebilenden daha fazlası üretildiği için aşırı-üretim meydana gelir. Bu yüzden, dönemsel krizler kaçınılmazdır.
  4. Birkaç kişinin elindeki muazzam servet ile kitlelerin yoksulluk ve güvencesizliği arasındaki orantısızlık sonunda öyle büyüyecektir ki korkunç bir kriz ile sonuçlanacaktır ve kitlelerin hoşnutsuzluğu o denli yoğunlaşacaktır ki kapitalist mülkiyetin toplumsal mülkiyete dönüştürülebildiği ve dönüşmesinin zorunlu olduğu süreç yaşanırken bir felaket, bir devrim gelmek zorunda kalacaktır.
iddiasındadırlar.
Yeni orta sınıf meselesi sık sık ele alınmıştır. Bu sınıfın varlığı inkâr edilemez. Hiç kimse, hiçbir zaman, orta sınıfın sadece bağımsız zanaatkâr, tüccar, küçük çiftçi ve emekli anlamına geleceğini yazmış değildir.
Marksizm’in bu ana ilkeleri anarşist, burjuva ve son olarak revizyonist bilim adamları tarafından sık sık eleştirilmiştir. Biri ister bundan memnun, isterse üzgün olsun, ikisi de aynı şeydir, eleştirinin aşağıdaki sonuçlarının doğruluğunu dürüstçe kabul etmeliyiz.
Kapitalist müteşebbislerle ilgili olarak kişi, kapitalist toplumun varlığının özellikle sayılarına bağlı olduğu varsayımı üzerinden konuşmamalıdır. Bunun yerine kapitalizmde kaç kişinin çıkarı olduğunu, kaç kişinin kapitalizm idaresinde dış geçimleri açısından görece refah ve güvenceye nail olduğunu konuşmalıdır. Bu, kapitalizmden çıkarı olanların ve genellikle, istisnalar olsa da düşünceleri, mücadeleleri ve haleti ruhiyeleri kapitalizme bağlı olanların meselesidir. Bunlar, ister bağımsız müteşebbis, ister iyi pozisyona sahip bir aracı, ister yüksek kademe bir memur olsun, isterse işçi, hissedar, emekli ya da her ne olursa olsun fark etmez. Burada, vergi verilerine ve diğer yadsınamaz gözlemlere dayanarak, sadece bu kişilerin sayısının düşmediği, aksine hem mutlak hem de göreceli olarak arttığı söylenebilir.
Özellikle bu sahada kişi, küçük şahsi deneyimlerden ve kısmi gözlemlerden genel sonuçlar çıkarmaktan ve duygularla yönlenmekten kaçınmalıdır. Elbette herkes mağaza zincirlerinin ve bazı yerlerde tüketici kooperatiflerinin yoğun bir biçimde küçük ve orta ölçekli tüccarları yok ettiğini görebilir. Göz önüne alınması gerekenler sadece yıkılan ve işten zorla çıkarılan tüccarlar değildir; daha çok, bağımsız olma cesaretine ve araçlarına sahip olmayanlardır. Mesele sadece, bağımsız-olmayan bu kişilerin büyük bir bölümünün hangi başlık altında sınıflandırılacağı, yani proleter olup olmadıklarıdır. Bu konu, aşağıda, doğrudan, biz “proleterler” kavramını incelerken ele alınacaktır. Bu türden tüm şahsi deneyimlere ve amatör mizaçların bireysel algılamalarına rağmen kapitalizmden çıkarı olanların sayısının hiçbir şekilde düşmediği, aslına bakılırsa yükseldiği inkâr edilemez.
Kapitalist şirketlerin sayısına gelince, bu sayının kesin olarak düştüğünü varsayabiliriz. Ancak eklemek gerekir ki bu düşüş yavaş ve önemsizdir ve hızlı ilerleme için hiçbir meyil göstermez. O kadar ki kapitalizmin sonunun, eğer gerçekten de söz konusu düşüşe bağlı olması gerekiyor ise, yine de binlerce yıl öngörülebilir olmayacaktır.
Yeni orta sınıf meselesi sık sık ele alınmıştır. Bu sınıfın varlığı inkâr edilemez. Hiç kimse, hiçbir zaman, orta sınıfın sadece bağımsız zanaatkâr, tüccar, küçük çiftçi ve emekli anlamına geleceğini yazmış değildir.
“Kim orta sınıfa aittir? sorusunu, “Proleter kimdir” sorusuna bağlayabiliriz. Marksistler tüm güçleriyle, adeta son emniyet halatına tutunur gibi şunda ısrar eder: mülk sahibi sınıfının bir üyesi bağımsızdır, kendi araçlarına ve kendi müşterilerine sahiptir. Öte yandan bağımlı bir proleterya, kendi araçlarına sahip olmayan ve mallarının ve hizmetlerinin alıcılarından bağımsız olmayan her kişidir. Artık bu açıklama yeterli değildir ve oldukça anlamsız sonuçlara yol açar. Yıllar önce, Berlin’in en büyük salonlarından birinde yapılan halk toplantısında meselenin bu yönünü Clara Zetkin ile tartışmış ve kendisine salonun sahibinin, büyük ihtimalle, bu tür tesislerin çoğu sahibi gibi, birasını teslim eden bira fabrikasına tümüyle bağımlı olup olmadığını sormuştum. Bu fabrikanın, salon sahibinin mekânı üzerinde ipoteği vardır; salon sahibi gelecek yıllar boyunca yalnızca fabrikanın biralarına hizmet etmek zorundadır ve masalar, sandalyeler, bardaklar fabrikanın malıdır. Salon sahibinin geliri yıldan yıla 30.000, 40.000 veya 50.000 Mark olacaktır. Bu kapitalist çağda, geleneksel terimlerin yetersiz kaldığı fonksiyonlar ortaya çıkmıştır. Salon sahibi ne işçidir ne de aracıdır. Fakat bağımsız olmadığı gibi kendi emek aracının da sahibi değildir. Proleter midir? – Herkes buna inanmak istemeyecek fakat aslında bu soruya benim cevabım evet idi: O, proleterdir. Bu yaşam standardı ya da toplumsal konum meselesi olamaz; sadece emek ve güvenlik araçlarının mülkiyeti meselesi olabilir. Kendi emek araçlarından mahrum bırakılan bu adamın varlığı oldukça güvensizdir.
Güvencesizliğin kapitalist toplumun tüm üyeleri için geçerli olduğuna dikkat edilmelidir. Fakat bunun derecesini ayırt etmeliyiz. Kapitalizmde hassaten çıkarı olan belli bir tabakadan bahsediyoruz ve onlara kısaca kapitalist diyoruz lakin gerçekte hepimiz, hiçbir istisna olmaksızın, kapitalizm var olduğu müddetçe kapitalizmde paya sahibiz, onunla iç içe geçmişiz ve gerçekte kapitalist anlamda aktifiz. Buna proleterler de dâhildir.
O zaman, oldukça basit ve pek de bilimsel olmayan bir dille proleter yaşam standardına sahip herkesin proleter olduğunu söylemek için kendime müsaade ettim. Elbette, her zaman en azın sınırında yaşayan varlık yüzünden en büyük sefalet içinde ailesiyle yaşayabilen, işsizlik zamanlarını atlatabilen, diğer yandan bilmeyerek yetersiz beslenme ile yaşam süresini kısaltan veya en azından kendisinin ve zürriyetinin canlılığını zayıflatan ve kendisi olmaksızın sanata, güzelliğe, özgür neşeye katılımın mümkün olmadığı mütevazı artı değer gelirini hiçbir zaman elde edemeyen işçiye kadar her tür olası sınıflandırma bulunmaktadır. “Proleter” kelimesinin genel itibariyle anlaşıldığı şekil budur ve biz de onu bu şekilde kullanacağız. İşin doğrusu Marksistler bile kelimeyi bu şekilde kullanıyor ve başka türlü de yapamazlar zaten. Tek fark şu ki bu proleterlerin kapitalizmden hiçbir çıkarı yoktur ve koşulları değiştirmekle (yani, tüm toplumun bakış açısına göre kendi çıkarlarını kavradıkları vakit) ilgilenirler. Zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur ve kazanacakları bir dünya vardır ifadesi yalnızca bu proleterlere uyar.
İş gücünün üst tabakalarında bile artık tümüyle proleteryaya ait olmayan iş kolları bulunmaktadır. Kitap ticaretindeki bazı işçi kategorileri, bazı inşaat işçileri, görece yüksek maaşlarına ve uygun çalışma saatlerine rağmen, konumlarının güvencesizliği ve daimi işsizlik tehdidi sebebiyle gene de proleterler arasında sınıflandırılmalıdırlar. Fakat kendileri için, kapitalizm içerisinde yaşam güvenliği açısından paha biçilemez değere sahip kurumları – sendikaları – vasıtasıyla bu dönemleri oldukça iyi bir şekilde atlatma araçları temin eden proleterler bu sınıflandırmanın dışındadır. Lakin bunun sınırda bir örnek olduğu kabul edilmelidir ve kaza, yaralanma ya da yaşlılık durumlarında yoksulluktan yeteri kadar korunmama tehlikesi yüzünden bunlar, gene de proleter olarak sınıflandırılabilirler.
Öte yandan, bir başka tabakada, yakıcı bir fakirlik içerisinde yaşayan fakat yine de kendilerine proleter denmemesi gereken kişilerin olduğu da söylenmelidir. Bunlar arasında yoksul yazarlar, doktorlar, askeri memurlar, vb. bulunmaktadır. Ağır mahrumiyet koşulları altında bunlar ya da bunların aileleri, kendilerine genellikle açlıktan ya da çorba sırasında bir tabaktan ya da bayat ekmekten korumayan bir kültür biçimi temin etmiştir. Buna rağmen bunlar kendi dışsal yaşam alışkanlıkları ve içsel servetleri bakımından proleterlerden farklıdırlar ve ister yalnız, sıradan isterse vahşi bir yaşam sürdürüyor olsunlar kendilerince bir sınıf oluştururlar. Laf arasında sayılarının büyük proletaryadan daha hızlı arttığı görünmektedir. Bunların bir kaçı, eğer iç kontrollerini kaybetmişlerse, zaman zaman proletaryanın en alt tabakasına batarlar, dilenci, berduş, pezevenk, dolandırıcı ya da müzmin suçlu haline gelirler.
Bununla birlikte, herhangi bir biçimde bağımlı olanların meydana getirdiği geniş kademeler arasında hiçbir şekilde proleter olmayan pek çok [sınıf] bulunmaktadır. Örneğin, hiç şüphe yok ki mağazalardaki işçiler arasında ne fiziken ne de zihnen proletaryadan farklı olmayan pek çok işçi vardır. Aynısı pek çok tasarımcı, teknisyen vb. için de geçerlidir. Alt kademe memurlar da kendilerince bir kategori oluştururlar; psikolojik bakış açısına göre kendilerine proleter yerine köle denmelidir. Parti memurlarının ve sendika memurlarının hangi kategoriye ait olduğunu açıklamayalım. Bunlar sayılarından ziyade nüfuzları bakımından ele alınmalıdırlar.
Şimdi, hiç şüphesiz, zengin gruba ait değillerse eğer, yeni bir orta sınıf oluşturan geniş, aslında giderek artan sayıda insana sahibiz. Mesela, mağaza işçileri, dal ve bölüm yöneticileri, müdürler, mühendisler ve yüksek mühendisler, temsilciler, satıcılar, vs. Bunların kapitalizmdeki rolü öyledir ki ne bunların proleterleşmesi ne de devrim yapması kendi maddi konumlarından ve mütekabil davranışlarından kaynaklanmayacaktır. Fakat yalnızca bu türden “proleterler” Marksizm için düşünülebilirler. Müstesna insanların ya da müstesna zihniyete sahip müstesna insan kitlelerinin var olduğu gerçeği, bu nedenle konunun bundan böyle doğrudan ve mekanik davranış ilişkisi ve dışsal konuma göre bir irade meselesi olmaması tam da Marksizm’in göz ardı ettiği ve bizim de yeniden-vurgulamamız gereken husustur.
Kapitalizm her yerde canlılığını muhafaza etmektedir ve tüketicileri sömürme ve piyasayı tekelleştirme amaçları için sosyalizme yol açan biçimlerin yerine, tam aksine gerçekten sosyalist kooperatif biçimini, karşılıklı işbirliğini kullanmaktadır.
Peki ya güvencesizlik? Güvencesizliğin kapitalist toplumun tüm üyeleri için geçerli olduğuna dikkat edilmelidir. Fakat bunun derecesini ayırt etmeliyiz. Kapitalizmde hassaten çıkarı olan belli bir tabakadan bahsediyoruz ve onlara kısaca kapitalist diyoruz lakin gerçekte hepimiz, hiçbir istisna olmaksızın, kapitalizm var olduğu müddetçe kapitalizmde paya sahibiz, onunla iç içe geçmişiz ve gerçekte kapitalist anlamda aktifiz. Buna proleterler de dâhildir. O halde bizler, güvence ile ilgili olarak bile gevşek ayrımlar yapmalıyız ve sadece esnek sınırlar çizmeliyiz zira soyut yapılarla değil tarihsel olarak verili gerçekliklerle uğraşıyoruz. Kendi emek araçlarını ve müşterilerini bir tarafa atmasalar da mülk sahibi tabaka arasındaki orta sınıfta sınıflandırmamız gereken pek çok kişi için güvencesizlik normal olarak sadece teorik bir olasılıktır ve uygulamada istisnadır. Ancak Marksistler gerçekte ince eleyip sık dokumadıkları ve kavramlar oluşturmadıkları ve fakat görünürde bilimsel bir dille kaderi ve belli tabakaların davranışını öngörme girişiminde bulundukları için – tüm açıklamalara rağmen kendi arzularını ve kendilerini kandırmayı ve yanlış teorileri sonuna kadar savunmayı tercih etmeksizin – oldukça kayda değer, yavaşça büyüyen sayıda bağımlı ve gene de kendi emek araçları olmadan, her şey göz önüne alındığında, proletere dönüşme tehlikesini bünyesinde hiçbir zaman barındırmayan kişilerin var olduğunu inkâr etmemelidir.
Bu bakımdan Marksizm’in kehanetlerinin kötü durumda olduğu şimdiden görünmektedir. Ve yine de kabullenilmelidir ki bu kehanetler, bir zamanlar yapılmış kehanetvari herhangi bir açıklama kadar doğruydu. Karl Marx, nadir coşku anlarında sahici kehanet ve şiirsel dil kullansa da ve genellikle bilimsel dil ve nadir olmayan biçimde bilimsel aldatma yöntemini benimsese de, kapitalizmin ilk yıllarındaki gözlemi temelinde, ilk kez görüşlerini oluşturup açıkladığı günlerde gerçek bir kâhindi. Fakat bunun anlamı şudur: o bir uyarıcıydı. Bir başka açıdan da kâhin idi, sadece bir uyarıcı olarak değil: nüfuz adamı olarak da bizzat kendisi gördüklerinin oldukları gibi kalmasını engellemede büyük bir rol oynadı, uyarıları etkisini gösterdi ve değişiklikler yapıldı. Kendisi bilmeden sözleri söylendi: Siz kapitalistler, eğer aranızdaki bu çılgın sömürü, bu hızlı proleterleşme ve vahşi rekabet sürerse, birbirinizi yiyip yutmaya devam ederseniz, birbirinizi proletaryaya iterseniz, teşebbüsleri pekiştirirseniz, şirketlerin sayısını azaltırsanız, bunların her birinin çapını arttırırsanız, o zaman her şey hızlı bir sona varmak zorunda kalır.
Fakat işler bu şekilde gitmedi. Kapitalizm bir yandan o kadar geniş çaplı dallanmış ihtiyaç çokluğu yaratmış, çok pahalı, orta fiyatlı, ucuz ve beş para etmez lüksü tatmin etmiş, öte yandan büyük endüstriler, endüstrileri desteklemek için öyle bir ihtiyaç doğurmuştur ki sonunda her teknoloji biçimi ehemmiyetli hale gelmiş, tümüyle yeni işler, mesela, ev ve köy endüstrileri, küçük ve orta ölçekli fabrikalar oluşmuş ve hatta kapı kapı gezen satıcılar ve satış temsilcilerinin sayısı bile azalmamışken özelleşmiş dükkânlar, küçük ve orta ölçekli olsalar da pek çok sahadan kovulmuşlar, buna mukabil başka yerlerde yeni imkânlar bulmuşlardır.
Rekabet mücadelesi katiyen soyut bir şemayı ya da şairane coşmuş umutsuzluğu her daim takip etmiş değildir. Halen tröstlerin ve kartellerin bütünleşmesine doğru olan büyük bir hareketinin göbeğindeyiz. Bu durum tartışmasız pek çok küçük firmayı müşterilerinden ve varlıklarından ettiği gibi pek çok orta-ölçekli, büyük ve çok büyük şirketlerin de tüketiciler için yaşanan acımasız yarışta kendilerini mahvetmek yerine, tüketicilere karşı ittifak içerisinde karşılıklı çıkarlarını tanımasını ve korumasını mümkün kılmıştır. Küçük tacirlerin de bunlardan öğrendiğini ve hayatta kalmak için kendi birliklerini ve kooperatiflerini oluşturduğunu görüyoruz. Bağımsız marangoz birliklerinin kendi büyük teşhir salonları bulunmaktadır ve bunlar büyük firmalarla rekabet etmektedir. Küçük tüccarlar, satın alım gruplarında bir araya gelmektedir veyahut fiyat sabitlemede anlaşmaya varmaktadır. Kapitalizm her yerde canlılığını muhafaza etmektedir ve tüketicileri sömürme ve piyasayı tekelleştirme amaçları için sosyalizme yol açan biçimlerin yerine, tam aksine gerçekten sosyalist kooperatif biçimini, karşılıklı işbirliğini kullanmaktadır.
Marksistlerin en kötü yanlışından biri, bunlar kendilerine ister Sosyal Demokrat ister anarşist desinler, bir devrimin devrimciler aracılığıyla elde edilebileceğini düşünmeleridir. Oysaki tam tersi doğrudur: devrimciler ancak devrim kanalıyla vücut bulurlar. Devrim halinde doğru sayıya sahip olduklarından emin olmak için birkaç on yıl boyunca devrimci yaratmayı, çoğaltmayı ve toplamayı istemek çocukça bir bilgiçlik ve işe yaramaz tipik bir Alman düşüncesidir.
Devlet, yasama yoluyla kapitalizmin çeşitli ülkelerde sağlıklı ve güçlü kaldığını da gördü. Bir ülke içerisindeki karteller fiyat kırmanın yaşanmadığından ve adil olmayan rekabetin sınırlandığından emin olurken gümrük tarife politikası da bir ülkenin kapitalizminin diğerininkini yok etmesini önler. Milli gümrük tarife-yasası ve uluslararası anlaşmalar temayülü dünya pazarında artan bir şekilde eşit imkânlar sağlamaktır. Bu ticaret imkânı eşitliği görünüşe bakılırsa sadece serbest ticaret sisteminde temin edilmektedir zira halklar, ücret koşulları, medeniyetler, teknolojiler, doğal koşullar, fiyatlar ve mevcut kaynakların miktarı muhtelif ülkelerde aynı değildir. Gümrük tarife politikasının suni düzenlemelerle gerçek eşitsizlikleri dengeleme eğilimi vardır. Ancak bu sadece başlarda böyledir. Şu an için bu alanda faaliyet halen barbarcadır. Her devlet hala anlık gücünden faydalanmaya çalışır fakat bu eğilimin istikameti her halükarda nettir.
Ayrıca devlet üç aşağı beş yukarı tüm alanlarda kapitalizmin en kötü aşırılıklarının bertaraf edildiğini de görmüştür. Buna sosyal politika denmektedir. Çocukların ve gençlerin sömürüsü gibi kapitalizmin en kötü aşırılıklarına karşı işçileri koruyan yasalar tartışmasız bir şekilde belli bir koruma yaratmıştır. Başka yollarla devlet müdahalesi, düzenlemeler ve hükümler proleterlerin kapitalizmdeki konumunu iyileştirmiş ve böylece kapitalizmin kendi konumunu da iyileştirmiştir. Sosyal güvenlik yasaları, özellikle hastalık durumlarında aynı etkiyi yaratmıştır.
Fakat kapitalizm açısından bu yasaların ahlaki sonuçları asli etkilerine kıyasla çok daha önemliydi. Söz konusu yasalar hem proleter kitleler hem de politikacılar açısından gelecek hükümetler ile mevcut hükümetler arasındaki farkı bulanıklaştırmıştır. Devlet kendisi ve polisi için yeni bir iktidar alanı edinmiştir: fabrikaların denetlenmesi, işçi ve müteşebbis arasında aracılık, hasta, yaşlı, emekli proleterlerin bakımı, sadece iş tehlikelerine karşı değil bağımlı ve güvencesiz konuma karşı da koruma. Devletin ataerkil tavrı, vatandaşlar açısından devlete ve yasalarına duyulan çocuksu güveni güçlendirmiş ve artırmıştır. Kitlelerdeki ve siyasi partilerdeki devrimci ruh esasen zayıflamıştır.
Hem müteşebbislerin kendisinin hem de devletin üstlendiği [pozisyon], proleterler tarafından sadece hükümet yasalarında siyasi işbirliği yaparak değil kendi dayanışmaları içerisinde yarattıkları kurumlar aracılığıyla da devam ettirilmiştir. Marx ve Engels’in işçi sendikaları ile hiçbir ilgilerinin olmamasını istemeleri sebepsiz yere değildi. Bu profesyonel örgütleri faydasız, küçük burjuva çağının zararlı artıkları olarak değerlendirdiler. Ayrıca üreticiler olarak işçilerin sergilediği dayanışmanın bir gün kapitalizmin istikrara kavuşturulmasında ve muhafaza edilmesinde oynayabileceği rolü de muhtemelen hissetmişlerdi. İşçileri kader tarafından seçilmiş kurtarıcılar ve sosyalizmin icracıları olarak hareket etmekten alıkoyamazlardı fakat sanki kapitalizm altında yaşamaya zorlandıkları ve öyle ya da böyle bu hayatlarına ellerinden geldiğince şekil vermeleri gerektiği tek bir hayatları olduğunu düşünmelerini sağlayabilirlerdi. Bu bakımdan işçiler de, kendi sendika fonları üzerinden işsizlik, ikamet değişikliği, hastalık, bazen yaşlılık ve ani ölüm durumunda ortaya çıkan zorluklara karşı kendilerini korurlar. Müteşebbislerin, belediyelerin ya da özel istihdam kurumlarının şartlarına karşı kendi çıkarlarını muhafaza edebildikleri her yerde çıkarlarına uygun hızlı iş temin ederler. Müteşebbislerle işçiler arasında her iki tarafı da bağlayıcı uzun süreli ücret sözleşmeleri üzerinden güvenli ilişki oluşturmaya başlamışlardır. İşçiler günün gerçekliğine ve şartlarına göre hareket etmek için rahattılar ve hiçbir teori veya parti programı bunları yapmaktan işçileri alıkoyamadı. Aksine parti programları ve teoriler kapitalist çalışma koşullarının gerçekliği ile yaratılan bilgi araçlarını takip etmek zorunda kaldı. Çeşitli kamplardan her türde kuramcı ve idealist, maksatlı tedbirlerle işçileri, halihazırdaki acınası yalnız yaşamlarını temin etmelerini engellemek ister. Bu elbette başarılı olamaz. İşçiler, kitleler halinde, onur verici ve sevgi dolu sözcüklerle devrimci sınıf olarak adlandırılmaktan hoşlanır fakat bu onları devrimci yapmaz. Devrimciler kitleler halinde sadece devrim olduğunda var olurlar. Marksistlerin en kötü yanlışından biri, bunlar kendilerine ister Sosyal Demokrat ister anarşist desinler, bir devrimin devrimciler aracılığıyla elde edilebileceğini düşünmeleridir. Oysaki tam tersi doğrudur: devrimciler ancak devrim kanalıyla vücut bulurlar. Devrim halinde doğru sayıya sahip olduklarından emin olmak için birkaç on yıl boyunca devrimci yaratmayı, çoğaltmayı ve toplamayı istemek çocukça bir bilgiçlik ve işe yaramaz tipik bir Alman düşüncesidir. Devrimcilerin olmamasından korkmanın hiç gereği yoktur: devrimciler gerçekte bir tür kendiliğinden oluşan nesil ile – yani devrim geldiğinde ortaya çıkarlar. Fakat devrimin, yeni bir oluşturucu gücün gelmesi için yeni koşullar yaratılmalıdır. Bu koşulların en iyisi, kendilerine pekâlâ iyimser de denebilen (öyle olmak zorunda olmasalar bile) tarafsız insanlar, devrimin gelmek zorunda olduğunun kesin olduğunu düşünmeyen ve fakat yeni davalarının gerekliliğine ve adaletine derinden ikna olmuş, engelleri ve tehlikeleri aşılmaz ve kaçınılmaz görmeyenler tarafından yaratılabilir. Bu tür insanlar, en iyi ihtimalle araç olan devrimi istemezler; daha ziyade amaçları olan belli bir gerçeklik ararlar. Tarihsel anıların kötü etkileri olabilir: mesela insanlar gerçekleştirecekleri başka pek çok göreve sahipken, kendilerine Romalı ya da Jakoben süsü verebilirler. Hatta daha kötüsü Hegelcileştirilmiş Marksizm’in getirmiş olduğu tarihsel bilim türüdür. Gelmekte olan devrimi hiç düşünmemiş olsaydık kim bilir ne kadar zaman önce devrimi arkamızda bulurduk. Marksizm bize hiçbir şeyi anımsatmayan bir çeşit adım getirdi. Kişinin her zaman iki adım öne ve bir adım geriye atladığı ve bu eyleminin sonunda en azından bir miktar ileri doğru hareketle sonuçlandığı Echternach sıçrama işlemini bile sağlamamıştır. Marksizm devrimin amacına doğru kasti görünür hareketlerde bulunur fakat bu yüzden sadece ondan çok daha uzağa gider. Devrimi sonucuna göre tasavvur etmenin her zaman için ondan korkmaya eşdeğer olduğu sonunda anlaşılmıştır. Birine harekete geçerken ne olabileceğini düşünmesi değil ne yapması gerektiği tavsiye edilmesi uygundur. Günün talebi, tam da kalplerinin, arzularının, adaletlerinin ve muhayyilelerinin çalışmalarını çok temel ve çok radikal bir biçimde inşa etmek isteyenler tarafından karşılanmalıdır.
Elbette bu kişiler, yukarıda açıklandığı üzere bu son on yıllarda gözlemlediğimiz müteşebbisler, devlet ve işçilerin yaptığı gibi kapitalizmi yamamaktan farklı bir şeyler inşa etmelidirler.
İşçilerin örgütlerindeki, sendikalardaki mücadeleleri, yaşam içindeki durumlarını ve çalışma koşullarını iyileştirmek de bu bağlamın bir parçasıdır. İşçilerin kendi sendika fon sistemleri üzerinden, Marksistlerin önlenemez kaderleri dedikleri, üreticiler olarak müdahale ve düzenlemelerindeki kapasitelerinin nasıl olduğunu gördük. Fakat sendikaların bir diğer önemli görevi de halen müzakereler ve grevler yoluyla çalışma saatlerinin kısaltılması ve daha yüksek ücretler için mücadeledir.
Ücretleri yükseltme mücadelesi, ferdi üreticilerin tüketicilerin toplamına karşı – bu tüketiciler ne kadar çok ve birleşmiş olsalar dahi – her daim gerçek bir mücadeledir. Söz konusu üretici mücadelesine bir ara herkes ya da başkaları girdiği için bu, işçilerin kendilerine karşı verdiği bir mücadeledir. İşçiler ve işçilerin örgütleri, tümüyle amatör bir biçimde, aldıkları ücreti mutlak bir miktar olarak düşünme eğilimindedir. 5 Mark’ın 3 Mark’tan büyük olduğu şüphe götürmez. Elbette dün sadece 3 Mark alıp bugünden sonra ücret olarak gün başına 5 Mark alacak olan işçinin sevincini çok göremeyiz ya da anlamamazlık edemeyiz. Burada mesele sadece o işçinin üç, beş veya on yıl içinde sevinmek için hala bir nedeni olup olmayacağıdır. Zira para sadece fiyatların ve ücretlerin birbiri ile ilişkisinin ifadesidir. Bu tümüyle paranın satın alım gücüne bağlıdır.
Kapitalizm içinden mücadelelerde sadece kapitalist olarak savaşanlar gerçek zaferler kazanabilirler, diğer bir deyişle kalıcı avantajlar elde ederler.
Elbette, ücret artışları, tıpkı vergiler ve gümrük tarifelerinin artışları gibi malların fiyatlarının artmasına sebep olur. Doğal olarak piyano-işçisi müteakip şekilde tartışma eğilimindedir: Piyanolar daha pahalı olmuşsa bundan bana ne! Ben daha yüksek ücret alıyorum ve piyano da satın almıyorum; ekmek, et, giysi ve konut vs. alıyorum. Dokumacılar bile örneğin şöyle diyebilir: Almam gereken malzeme daha pahalı olmasına rağmen, ihtiyaçlarımın sadece çok küçük bir kısmının pahalı olmasına neden oldum fakat kendi toplam ihtiyacımı karşılayacak olan bütün maaşımı arttırdım.
Şahsi bencilliğin bu ve benzeri itirazlarına cevap P.J. Proudhon’a borçlu olduğumuz temel, kapsayıcı biçim ile anında verilebilir: “Ekonomik meselelerde sıradan özel kişi için doğru olarak düşünülen [şey], kişi onu tüm topluma uygulamak istediği anda yanlışa dönüşür.”
Ücret mücadelelerinde işçiler, tıpkı kapitalist toplumun katılımcılarının hareket etmesi gerektiği gibi, dirsekleri ile savaşan benciller gibi hareket ederler ve tek başlarına hiçbir şey elde edemeyeceklerinden örgütlü, birleşmiş benciller olarak savaşırlar. Örgütlü ve birleşmiş işçiler ekonominin bir kolunun yoldaşıdır. Tüm bu dernek-şubeleri, birlikte, kapitalist mal pazarının üreticileri rolünü oynayan işçilerin toplamını oluşturur. Bu rolde işçiler, kapitalist müteşebbislere karşı olduğunu düşündükleri, gerçekte tüketiciler olarak kendi kapasitelerine karşı olan bir mücadeleyi sürdürürler.
Sözüm ona kapitalist, sabit, elle tutulur bir figür değildir. Kabahatin elbette çoğunun atfedilebileceği kapitalist bir aracıdır, fakat işçinin üretici olarak militanca ona yöneltmek istediği yumruklar hedefi ıskalar. İşçi vurdukça vurur, fakat sanki mücerret bir seraba karşı vuruyor gibidir ve yumrukları kendi geri düşer.
Kapitalizm içinden mücadelelerde sadece kapitalist olarak savaşanlar gerçek zaferler kazanabilirler, diğer bir deyişle kalıcı avantajlar elde ederler. Bir mühendis, müdür ya da satış elemanı şahsi özellikleri ya da bilgisi nedeniyle kendi işvereni için vazgeçilmez ise, bir gün şunu söyleyebilir: Şu ana kadar 20.000 Mark ücret aldım, bana 100.000 ver yoksa rekabetin safına geçeceğim! Bunda başarılı olursa, hayatının geri kalanı için belki de son zaferi elde etmiş olacaktır. Bir kapitalist gibi hareket etmiştir. Bencillikle bencilce savaşmıştır. O halde bir bireysel işçi kendisini zaman zaman vazgeçilmez kılabilir, hayat içindeki konumunu iyileştirebilir ya da tümüyle servet alanına geçiş yapar. Fakat işçiler kendi sendikalarında mücadele ettikçe kendilerini sayıya indirger; her biri şahsen önemsizleşir. Bu nedenle işçiler çarkın dişlisi olarak rollerini kabul ederler. Sadece bir bütünün parçaları olarak hareket ederler ve bütün onlara karşı tepki verir.
Böylelikle üreticiler olarak işçilerin mücadeleleri tüm malların üretiminin daha pahalı hale gelmesine sebep olur. Bu enflasyon, kısmen lüks malları etkilese bile, çoğunlukla zaruri kitle ihtiyaç mallarının fiyatlarında artış ile sonuçlanır. Doğrusu bu fiyat artış orantılı değil orantısız olur. Ücretler yükseldiğinde fiyatlar orantısız artar; ücretler düştüğünde ise fiyatlar orantısız bir şekilde yavaş ve az düşer.
Sonuçta bir süre sonra işçinin bir üretici rolü ile mücadelesi gerçeklikte tüketici olarak işçilere zarar verir.
Bu, pek çoğu için hayatı daha da güçleştiren yaşamsal maliyette olağandışı enflasyondan dolayı tümüyle ya da çoğunlukla işçilerin kendilerinin suçlanabileceği anlamına kesinlikle gelmez. Pek çok sebep vardır ve bencillik her zaman kabahatlidir, zira hiç genel ekonomi ve dolayısıyla kültür tanımaz. Bu faktörlerden biri, bu mücadelede en alt seviyede bile olsa kapitalizmin üyesi olmaya açıkça rıza göstermiş üreticilerin mücadelesidir. Kapitalistlerin kapitalistler olarak yaptığı her şey temeldir; işçilerin kapitalistler olarak yaptığı her şey proleterce temeldedir. Elbette ki bu ifade sadece onların rezil bir rolü kabul ettikleri anlamına gelir. Bu, onların rolleri dahilinde ve haricinde düzgün, cesur, yüce gönüllü, kahraman olabilecekleri gerçeğini değiştirmez. Hırsızlar bile kahraman olabilir, fakat ücret ve fiyat artışı mücadelelerinde işçiler bilmeden hırsızdırlar, kendi kendilerinin hırsızıdırlar.
Kimileri sendikaların grevlerle sadece ücret artışları için değil çalışma saatlerinin kısaltılması, diğer işçilerin şikâyetleri ile dayanışma sergileme, çalışma belgeleri, vs. için de mücadele ettiğini işaret edecektir.
Buna cevap şudur ki bu bağlam içerisinde tek ilgili etken ücret artışıdır ve bizim burada sendikalara karşı savaştığımızı düşünmek bariz bir yanlış anlaşılma olur! Ah hayır! Sendikaların kapitalizm içerisinde tümüyle gerekli bir örgüt olduğu burada kabul edilmiştir. Burada gerçekte ne söylenmekte olduğunun nihayetinde anlaşılmasına müsaade edin. İşçilerin devrimci bir sınıf olmadığı, fakat kapitalizm altında yaşaması ve ölmesi gereken bir grup yoksul gariban olduğu burada kabul edilmiştir. Belediyelerin, devletin “sosyal politikasının”, işçi partisinin proleter politikalarının, işçi sendikalarının proleter mücadelesinin ve sendika fonunun, hepsinin işçiler için ihtiyaç olduğu burada teslim edilmiştir. Ayrıca yoksul işçilerin, bütünün çıkarlarına, hatta tüm emek gücünün çıkarlarına her zaman saygı gösteremediği de kabullenilmektedir. Çeşitli ekonomik sektörler kendi bencil mücadelelerini vermelidir, zira her sektör diğer sektörlere nispetle azınlıktır ve artan geçim gideri enflasyonunu göz önünde tutarak kendisini savunmalıdır.
Fakat burada tanınan, teslim edilen ve kabul edilen her şey, işçilerin üretici rollerini kapitalizmin yoksul, en alt seviyesi olarak değil de devrimin ve sosyalizmin kader tarafından seçilmiş taşıyıcıları şeklinde anlamak isteyen Marksizme bir darbedir.
Sendikalar her zaman devrimci çalkantının bir unsuru olmuşlardır ve içkin bir genel grev çağrısı yapma temayülüne sahiptir. Kooperatifler sosyalizme doğru mütevazı ve bilinçsiz olsa da bir ilk adımdır. Eğer bu iki hareket daha güçlü ve daha saldırgan olup bütünleyiciliğinin farkına varırsa, o zaman ekonomideki felç öyle bunaltıcı bir şekilde tehdit eder ki bir emniyet vanasının açılması gerekir ve her iki ekonomik alandaki koalisyon ya sınırlandırılır ya da tümüyle yasaklanır.
Burada söylüyorum: Hayır! Tüm bunlar, işçiler kapitalizmden nasıl çıkılacağını anlamadığı müddetçe kapitalizm altında gereklidir. Fakat tüm bunlar sadece kapitalizmin fasit döngüsü içinde daire çizmeye neden olur. Kapitalist üretim içerisinde ne olursa olsun sadece kapitalizmin daha derinlerine sürükler ama ondan çıkışı asla sağlamaz.
Aynı şeye bir başka açıdan bir kere daha bakalım. Kapitalist – Marx ve diğerlerinin kapsamlı şekilde ve pek çok değerli, ayrıntılı pek çok tanımla gösterdikleri gibi – işçilere karşı gasp suçu işlemektedir; kapitalist eylemleri ile sizin hiçbir emek aracınızın, hiçbir iş-yerinizin ve teşebbüs aracınızın olmadığını; işçilerin büyük sayılarda, genellikle ihtiyaçlarından daha fazla sayıda olduğunu o yüzden onların önerdiği ücrete çalışmaları gerektiğini söyler. Kapitalistler, açık bir anlaşmaya ihtiyaç duymaksızın, işçilere karşı basbayağı aynı davranışı sergilerler, fakat ulusal ve uluslararası ölçekte birbirlerine karşı sert bir rekabette kilitli kalırlar. Bundan iki dizi gerçek çıkar: düşük ücretler ve düşük fiyatlar. Fakat eğer işçiler bu gaspa karşı ihtiyaçtan ve doğru bir şekilde birleşir ve cevap verirse – Yüksek ücret ödemeyi reddederseniz hiçbirimiz çalışmayacağız – o zaman sonuç şu olur: yüksek ücretler ve yüksek fiyatlar. Bunun üstüne kapitalistler de önce karşılıklı destek ve işçilerin baskısına karşı güvenlik için, ikinci olarak ücret sabitleme için kartellerle birleşirse, o zaman ücretleri artırmak çok daha güç, fiyatları yükseltmek ise çok daha kolay olacaktır. Ardından ucuz yabancı rekabete karşı gümrük-koruma gelecektir. Bazen de yabancı ülkelerden veya en azından kırsal bölgelerden ucuz, talep sahibi olmayan işçilerle, ya da erkek işçilerin kadın işçilerle, vasıflı işçilerin vasıfsız işçilerle, el emeğinin makinelerle ikamesi gelecektir. Görülebileceği üzere kapitalizmin, işçiler fiyatları değil de sadece ücretleri etkileyebildikleri müddetçe, her zaman avantajı olacaktır.
Bu bakımdan eğer işçiler kapitalist mal pazarı için üretici olarak rollerini sürdürürse ve fakat buna karşın kendi durumlarını radikal bir biçimde iyileştirmek isterlerse, diğer bir deyişle kapitalin çıkarlarından kendileri için bir pay alırlarsa, bu durumda ücretleri ve aynı zamanda düşük fiyatları hedeflemekten başka bir seçenekleri kalmaz. İşçiler, sosyalist örgüt biçimini, bir kooperatifi, kendi tüketimlerinin hizmetine koyup böylelikle aracıların bir kısmını yaşamdaki ihtiyaçlarının bir kısmından – gıda, konut, giysi, ev eşyaları vs. – tasfiye edebildikleri takdirde, kendi kendine-yardım ile belli bir dereceye kadar, kapitalizm içerisinde bile bu yönde hareket edebilirler. Dolayısıyla sendikalarda örgütlenen, görece yüksek ücret alan işçiler, tüketici kooperatiflerinde (buna konut kooperatifleri de dâhil) görece düşük fiyatlarda ihtiyaçlarını karşıladıklarında başarılarının bir kısmının keyfini gerçekten de çıkarma şansına sahip olurlar.
Kapitalist kârın bir kısmını işçilerin ellerine aktarmanın bir başka radikal yolu, diğer bir deyişle, servetin müsaderesi, devlet ya da belediye yasası ile eşanlı asgari ücret ve azami fiyat belirlemektir. Bu, orta çağ komünlerinin aracılığıydı ve Fransız devriminde – gerçek başarı olmaksızın – fiilen denendiğinden daha çok önerilmişti. Hadi koşulların tümüyle farklı olduğu ve tabiri caizse gerçek kültürün ve toplumun olduğu Orta Çağlar’ın komünal politikalarına itibar etmeyelim. Bu tür bir servet müsaderesi belki sert geçiş zamanlarında geçici olarak tavsiye edilebilir bir devrimci sınıf politikasıdır fakat en fazla sosyalizme giden yolda sadece küçük bir adımdır, sosyalizmin kendisi değildir zira sosyalizm kesinlikle sert bir cerrahi müdahale değil, daimi sıhhattir.
Her iki izlenen yolda – sendika ücretleri ve kooperatif fiyatlarının bileşimi ile eş anlı yüksek ücret ve düşük fiyat sabitleme yasası – amatörce ve sadece geçişsel kapitalizm ve sosyalizm alaşımına sahiptir. Tüketimin örgütlenmesi sosyalizmin başlangıcıdır; üreticilerin mücadelesi kapitalizmin çürüme belirtisidir. Yüksek ücretler ve düşük fiyatlar eşanlı, ürkütücü bir uyuşmazlıktır ve kapitalist bir toplum, hükümetin yüksek ücret ve düşük fiyat uygulamasından daha fazla, güçlü bir sendika hareketi ve sağlam bir tüketici-işbirliği hareketinin eşanlı etkilerini atlatamaz.
Böylesi sabitlenmiş bir para değeri – ki her iki durumda da sahip olacağımız şeydir – korkunç bir patlama tesis edecektir ve devlet ve toplumun iflasının başlangıcı olacaktır.
Bu şiddetli bir devrimin işareti olabilir fakat elbette bir kez daha kapitalizm paçasını kurtaracaktır. Bugün bile sendika ve kooperatif hareketlere yan bakılmaktadır. Sendikalar her zaman devrimci çalkantının bir unsuru olmuşlardır ve içkin bir genel grev çağrısı yapma temayülüne sahiptir. Kooperatifler sosyalizme doğru mütevazı ve bilinçsiz olsa da bir ilk adımdır. Eğer bu iki hareket daha güçlü ve daha saldırgan olup bütünleyiciliğinin farkına varırsa, o zaman ekonomideki felç öyle bunaltıcı bir şekilde tehdit eder ki bir emniyet vanasının açılması gerekir ve her iki ekonomik alandaki koalisyon ya sınırlandırılır ya da tümüyle yasaklanır.
Hiçbir toplum ne yüksek ücretler ve düşük fiyatlarla ne de düşük ücretler ve yüksek fiyatlarla var olamaz. Görece barış zamanlarında, kapitalistler ve işçiler kendi kör şahsi bencillikleri içinde yüksek fiyatlar ve yüksek maaşlar ve ücretler peşinde koşmaktan kaçınmayacaktır ve böylelikle lükse tamahı ve tatminsizliği, yaşamdan memnuniyetsizliği, para elde etmede güçlükleri, iş durdurmaları, kronik krizleri ve ekonomik durgunluğu çoğaltacaktır. Devrim sırasında eğilim, 1848’de Proudhon’un müthiş bir şekilde ve fakat başarısızlıkla savunduğu gibi, düşük fiyatlar! düşük gelir! düşük ücretler! olacaktır ve inşallah bu sefer bu düşünce galip gelecektir. Özgürlük, mobilite, neşeli bir haleti ruhiye, daha hızlı para dolaşımı, daha kolay bir yaşam, mütevazi neşe ve saf masumiyet ile sonuçlanacaktır.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5524
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.04.22 18:42 adanaguzellik Yüz Bakımı Yaptırmak

Yüz Bakımı Yaptırmak
Yüz bakımı yaptırmak, günümüzde hem kadın hem erkek için elzem bir durum haline gelmiştir. İş hayatının stresi, trafik sorunu, hava kirliliği ve gıda ürünlerinin kalitesinin azalması gibi etkenlerin sonuçları cildimize, ve özellikle de yüzümüze fazlasıyla yansımaktadır.
Cilt temizliği ve cilt bakımı, evde de belli sınırlar çerçevesinde uygulanabilmektedir. Evde atlamadan kullanmamız gereken başlıca cilt bakım ürünleri; yüz nemlendirici krem, yüz yıkama ürünü, tonik ve yüz temizleme maskesi olabilir. Cildin yapısı ve ihtiyacına göre takviye ürünler de kullanılmalıdır.
Cilt yapısı neye göre ayrılır?
Cilt tipleri, cildin yağ oranına, hassasiyet seviyesine, cilt sorunlarının yaşanıp yaşanmamasına göre kategorize edilebilmektedir. Bu cilt tipleri kuru cilt, normal cilt, yağlı cilt, karma cilt ve hassas cilt olarak ana hatlarıyla ayrılırken, bazı durumlarda daha da detaylandırılarak kuruya dönük normal, yağlıya dönük karma gibi tanımlamalar da yapılmaktadır.
Evde cilt bakımı nasıl yapılmalıdır?
Yüz güzelliği özellikle kadınlar olmak üzere, erkekler için de çok önemlidir. Bunu muhafaza etmek için ev koşullarında da yapabileceğimiz birçok uygulama bulunmaktadır. Bu uygulamaların başında cilt temizliği ve yüz nemlendirici ürün kullanımı vardır. Cilt bakım ürünleri her cilt tipine göre ayrı ayrı üretilmekte ve hemen her yerde bulunabilmektedir. Fakat cilt bakımında evde sahip olabileceğimiz imkanlarla sınırlı kalmak maalesef ki yetersizdir. Hangi cilt tipinden olursa olsun, herkesin mutlaka belli periyodlarla profesyonel koşullarda cilt bakımı yaptırması önerilmektedir.
Profesyonel cilt bakımı yaptırmak
Profesyonel manada cilt bakımı işlemleri, güzellik sektörünün gördüğü taleple doğru orantılı olarak gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Hem kadın, hem erkek cilt bakımı için hizmet veren kurumlara ulaşmak artık oldukça kolay hale gelmiştir. Her tür yüz bakımı ürünleri kolaylıkla kozmetik marketlerde ve eczanelerde bulunabilse de, birçok uygulamada kullanılan medikal cihazlar, ev kullanımına uygun olmadığı için satılmamakta, satılanlar ise oldukça pahalıya gelmektedir. Ayrıca bu cihazların kullanımı, doğru ürünün seçimi ve uygulanma şekli, kullanım miktarı ve sıklığı, ancak eğitim alarak tam manasıyla öğrenilebilen konulardır ve bu konulara hakim olmayarak yapılan bakım işlemlerinin cilde faydadan çok zararı olabilmektedir.
Profesyonel cilt bakımında en çok tercih edilen işlemler; derinlemesine gözenek ve cilt temizliği, cilt serumu uygulaması, yüz temizleme maskesi ve peeling uygulamalarıdır.
Cilt bakımı fiyatları, kullanılan teknoloji ve ürünlere göre değişmektedir. Cilt bakımı yaptırma ve bilgi almak için https://adanaguzellik.com/adana-cilt-bakimi/ adresinden bilgiye ulaşabilirsiniz.
submitted by adanaguzellik to u/adanaguzellik [link] [comments]


2020.04.22 14:04 adanaguzellik Erkek yüz bakımı Adana güzellik

Erkek Yüz Bakımı
Erkek cilt bakımı, son yıllarda oldukça rastlanan ve normalleşen bir durumdur. İnsanların bilinçlenmesiyle beraber, cilt ve yüz bakımının kadın erkek ayrılmaksızın gerekli olduğu kabul edilmeye başlanmıştır. Erkek cildi de kadın cildi kadar bakıma ve ilgiye ihtiyaç duyar. Kadınlarda durum kozmetik ürünleri kullanımından dolayı bir miktar daha ciddi olsa da, günümüzde hava kirliliğinin cilde etkisi de en az kimyasal kozmetik kadar etkilidir.
Erkek için yüz bakımı nasıl olmalıdır?
Öncelikle temizlik çok önemlidir. Erkek cilt bakım ürünleri, artık her yerde kolayca bulunan ürünlerdir. Yüz nemlendiricileri, maskeler, temizleme jelleri, kısaca kadınlar için üretilen her ürün erkekler için de üretilmekte ve hemen her yerde satılmaktadır. Günlük rutin haline gelmesi gereken uygulamalar, kadın cilt bakımı rutinine benzer olmalıdır. Erkekler için cilt bakımı sabah uyanır uyanmaz başlamalıdır. Gece oluşan yağlanmanın temizlenmesi ve tonikle arındırılması ilk aşamalar olmalıdır. Sonrasında erkekler için yüz kremi ürünleri uygulanmalıdır. Nem, cildin genç kalması ve kırışmaması açısından çok önemlidir.
Özellikle işi gereği dışarda, açık havada çalışan erkeklerin güneş koruyucu kullanmaları, ilerde ciddi rahatsızlıklar yaşamamaları açısından kesinlikle unutulmamalıdır.
Erkek için profesyonel bakım gerekli midir?
Profesyonel cilt bakımı hem erkek hem kadın için mutlaka gereklidir ve belli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Erkek yüz bakım önerileri, cilt tipine göre bir uzman tarafından belirlenmeli ve kişisel olarak bir plan oluşturulup takip edilmelidir.
Sıklıkla tıraş olunması nedeniyle erkeklerin ciltleri deforme olmaya oldukça yatkındır. Bu nedenle ara sıra uygulanacak profesyonel nem ve bakım takviyeleri çok faydalı olacaktır. Tıraş sonrası bakım için geliştirilen erkek yüz maskesi çeşitleri, yoğun bir nem ve mineral takviyesi sağlayarak cilt tahrişini onarmaktadır.
Özellikle göz çevresinin erkeklerde kırışmaya çok eğilimli olması da bu bölgenin ayrıca dikkate alınmasını ve özel maskelerle profesyonel bakım seansları uygulanmasını gerektirmektedir.
Erkek için cilt bakımı, temizlik ve nemlendirme ile sınırlı görülmemelidir. Yüz bölgesinde, özellikle yanaklarda normal dışı tüylenmenin giderilmesi, siyah nokta ve akne temizliği gibi işlemlerin de ihmal edilmemesi gereklidir. Lazer epilasyon uygulamaları birçok güzellik merkezinde erkekler için de hizmet vermekte ve istenmeyen tüy sorununa çözüm sağlamaktadır. https://adanaguzellik.com/adana-cilt-bakimi/ cilt bakımı hakkında daha fazla bilgi.
submitted by adanaguzellik to u/adanaguzellik [link] [comments]


2020.04.16 09:08 Swubshi Kadın: Profesyonel olarak ikinci dereceden modern feministim

Kadın: Profesyonel olarak ikinci dereceden modern feministim submitted by Swubshi to burdurland [link] [comments]


2020.03.12 13:09 izmirlokma Izmir Lokma Fiyatı

Izmir Lokma Fiyatı
İzmir lokma fiyatı markalı sağlık un, sağlıklı yağ ve doğal şeker kullanımı ile indirimi ekonomik olarak düzenlendi. Ucuz lokma fiyatı değil değerinde leziz lokma fiyatı ile bizden hizmet alabilirsiniz.

İzmir Lokma Fiyatı

İzmir lokma fiyatı Hanımeli lokma firmasının sadece kadınlardan oluşan lokmacı ekibinde üç aylara özel kampanyalı İzmir lokma fiyatı ile yapılmakta ve servis edilmektedir. Bilgi ve teklif alınız.

Lokmacı

İzmir lokmacı hizmeti Ege bölgesine ve İzmir şehrine özgü bir yerel hizmet türüdür. Lokma tatlısını lokma aracındaki lokma makinesi ile yaparak insanlara servis etmeye dayanır. Gezici mobil araçlar ve ekiplerle bu hizmet sunulur.

izmir lokma fiyatı
İzmir lokmacı hizmetinde firmamız profesyonel kadın lokmacı ekibi ile mobil lokmacı aracıyla her yerde her zaman hayrınıza lokma tatlısı yaparak konuklarınıza servis etmektedir.

İzmir Lokma Siparişi

İzmir lokma siparişini firmamıza 300 kişilik, 500 kişilik, 1000 kişilik ve hatta daha fazla içinde yapabilirsiniz. Hangi lokma tatlısı türünü kaç kişilik vermek istiyorsanız firmamızdan teklif ve bilgi almanızı önemli.
İzmir lokma siparişi günün yirmi dört saati alıyoruz bize istediğiniz zaman ulaşabilir hayrınıza İzmir lokma tatlısı siparişini verebilirsiniz.

lokmacı
submitted by izmirlokma to u/izmirlokma [link] [comments]


2020.03.08 12:34 karmamarma1 8 Mart Bütün Kadınların Günü Değildir!

Lady gaga'yı, Kardashian’ı, Rihanna'yı ezbere bilen,estetikçiye Angelina Jolie burnu sipariş eden, ama ne Halide Edip'i ne de Behice Boran'ı tanımayan lay lay lom PINAR:
Zengin koca kafalamaya ayırdığın vaktin onda birini, emekçi kadınların,sosyalist yüzeysel sorunlara çözüm ya da modern toplumun gittiği yere baş kaldırarak onurlu mücadelesine ayırmış olsaydın, evliliğe, modern (sansür) ya da zengin koca'ya ihtiyacın kalmazdı.Hayatın boyunca "seviyomuş gibi" rol yapmana da gerek kalmazdı

Senin kadınlar gününü kutlamıyorum!

Sevgilisine, ailesine aldırdığı arabayla AVM'ye giderken ışıklarda durup makyajını tazeleyen tiki MELİS:
Çevrendeki diğer kadınlara, komşularına, akrabalarına, eski arkadaşlarına gösteriş yapıp hava atmaya harcadığın paranın ve vaktin onda birini, bir eğitim kurumuna ayırmış olsaydın, başka hemcinsin emine teyze, size haftada 2 gün temizliğe gelmek zorunda kalmazdı.

Senin de kadınlar gününü kutlamıyorum!

Hele sen yok musun GÜLTEN TEYZE:
Kızına, ablası gibi zengin koca bulmasını öğütleyen kızın yerine sen seçmedin mi görücü gelen damat adayını "adam müteahhit bir sürü evi var, kızına iyi bakar" demişlerdi sana sen de kendi ailenden böyle görmüştün, kendi kızlarını da kendin gibi büyüttün.. biçimsiz, kimliksiz, seçimleri ve kararları olmayan. aldığın-alacağın bütün kararlar "el-alem ne der cumhuriyetine ait" ne de olsa 1 saat yalnız bırakamazdın kızını nişanlısıyla, bırakacak olsan da, yanlarına ortanca oğlanı nöbetçi dikerdin.. kızına da öğütlerdin kendi saçma sapan tedbirlerini.. el-alem ne der cumhuriyetine gösterdiğin itibarın onda birini kendi kızına güvenerek gösterseydin, onun da kendi kararları, kendine ait seçimleri olacağını anlardın kocanla bir olup sevmediği, asla sevmeyeceği birine vermezdin kızını bilmem kaç odalı ev karşılığında sen kadınlar gününü, zaten bol bol kısır, zeytinyağlı dolma ile kolestrol depolanan altın günlerinden ibaret sanıyorsun..

Senin de kadınlar gününü kutlamıyorum!

Ofiste evli patronunun yumuşak(!) tacizlerine kırıtarak karşılık veren motorize SELİN'E:
Şu "patronu ya da müdürü kafalıycam" sevdan yüzünden, işte ayağını kaydırdığın daha az kıdemli bir sürü hemcinsin oldu.. patronunla, işteki üstlerinle olan yapmacık ilişkini, aynı yerde çalıştığın başka hemcinslerini ezmek için kullandın.. onları meslektaş olarak değil, birer rakip olarak gördün ve ezdin.. üstelik haksız bir rekabetti bu.. onlar da senin gibi tacizlere göz yummak zorunda değildi. mecbur kalanlar oldu aralarında, onları da kendine benzeterek motorize yaptın, şimdi yeni girdikleri işte, profesyonel olmaya, kariyer deneyimi kazanmaya değil, senin gibi olmaya çalışıyorlar maalesef.. senin 8 mart’tan anladığın salt kadın/erkek ilişkilerinden ibaret

Senin de kadınlar gününü kutlamıyorum!

Birbirlerinin giyimine, "ne kadarını gösterdiğine" bakan,kendisinden daha cesur olanları "ayıplayan" pek ahlaklı(!) kadın:

Sizin de kadınlar gününü kutlamıyorum.

Entel görünümlü kentli LARA:
Hülya avşar ne kadar entelse, sen de o kadar entelsin esra ceyhanın o "hanım hanımcık" maskesi, ne kadar sahteyse, sen de o kadar sahtesin..

Senin de kadınlar gününü kutlamıyorum!

Son olarak

Bireyin toplumda, sosyal statü kazanabilmesi için, evliliğe veya anne-baba olmaya ihtiyaç duymayacağı günler görmeye belki benim ömrüm yetmeyecek.. ama Elif Şafak yerine Emma Goldman okuyan bireylerimiz var onların da yetiştirip eğiteceği, büyüteceği bir kuşak, sahip çıkacakları bir dava var..

Uygulanmayan fikirlerin hiçbir değeri yoktur. - Helen Keller

submitted by karmamarma1 to KGBTR [link] [comments]


2020.02.07 01:21 karanotlar Kadınların Kurtuluşu – 1907 – He Zhen

Kadınların Kurtuluşu – 1907 – He Zhen
https://preview.redd.it/g4cvfpitaef41.png?width=209&format=png&auto=webp&s=47dda2517cedc785420ce445f4031990dace3fb4
Çin’deki anarşist fikirlerin izi ilk Taocu filozoflara dek sürülebilir. Yirminci yüzyılın başlarında, anarşist fikirler Çin’de Çinli entelektüeller ve yurtdışındaki öğrenciler arasında yeniden dolaşmaya başladı. He Zhen, 1907’de Sosyalizm Çalışmaları Topluluğu’nu birlikte kurdukları eşi Liu Shipei (1884-1919) ile Tokyo’da yaşayan ilk Çinli anarşist feministti. Birlikte ilk Çince anarşist mecmualardan biri olan Natural Justice’i [Doğal Adalet) yayımladılar Çin toplumunda kadının konumu Çinli anarşistler için önemli bir konu haline geldi. O zamanlar, ayak-bağlama ve cariyelik hâlâ yaygın uygulamalardı. Aşağıdaki pasajlar onun ilk olarak Eylül ve Ekim 1907’de Doğal Adalet’te yayımlanan “Kadınların Kurtuluş Sorunları” adlı makalesinden alınmıştır. Çeviri Oregon Üniversite¬si Tarih Bölümü’nden Hsiao-Pei Yen tarafından yapılmıştır.
SON BİRKAÇ BİN YILDA DÜNYA… sınıf hiyerarşisi tarafından kurulmuş ve erkeklerin egemenliğindeki dünyadır. Dünyayı daha iyi hale getirmek için, erkek egemenlik sistemini saf dışı bırakmamız ve eşitliği uygulamamız gerekiyor, böylece erkekler ve kadınlar dünyayı paylaşacaktır. Tüm bu değişimler kadın kurtuluşu ile başlar. Binlerce yıldır, Çin’in toplumsal yapısı kadını boyun eğen köleler haline gelmeye zorlamıştır. Eski zamanlarda kadına erkeğin mülkü gibi davranıldı. Sefahati engellemek için, erkek, cinsiyetler arasındaki farklılıkları vurgulayan ahlaki öğretileri kurdu. Zaman boyunca, erkek ve kadın arasındaki fark doğal bir yasa olarak görüldü. Kadın kendi özel alanıyla yetindi, ender olarak seyahat edebildi… Kadının sorumluluğu çocukları yetiştirmekle ve hane halkını çekip çevirmekle sınırlandırılagelmiştir.
Çin dini nesillerin atalarının ruhunu taşıdığına inanır, böylece insanlar üremenin ölümsüzlüğe ulaşma yolu olduğunu düşünür. Çin politik sistemi çocuklara mülkiyetmiş gibi davranır, dolayısıyla insanlar üremeyi zenginlik elde etme aracı olarak düşünür. Bu yüzden, erkeğin cinsel zevkini destekleyen hem dini hem de politik sistemle, erkek kadına, insan üremesinin bir aracıymış gibi davrandı. Üstelik, Çinli erkek önemsiz ev işleriyle ilgilenmeye nadiren isteklidir: Bunun yerine, hem bütün fiziksel işleri hem de çocuk bakımını kadınlara yaptırırlar. Çocuk yetiştirmeyi ve hane halkını idare etmeyi kadının müebbet mesleği yapan başka nedenler de vardır. En başta, erkek kadına özel mülkiyeti gibi davranır.
İkinci olarak, modern zamanlar öncesindeki düşük yaşam standartları, tek başına erkek emeğini aileyi beslemek için yeterli kıldı, bu yüzden varlıklı ailelerin kadını çocuk yetiştirmek ve ev işlerini idare etmek dışında nadiren çalıştı. Bu yüzden, kölelik ve aylaklığın bütün kötülükleri kadının etrafında toplanır… Genellikle sadece fakir ailelerdeki kadınlar, yaşamak için kendilerine bel bağlarlar. Tarlalarda çalışırlar; hizmetçi olarak ücretli çalışırlar; en kötüsü, fahişe olurlar. Bu kadınlar, fiziksel olarak daha az sınırlanmış olmalarına rağmen, asla ruhsal kurtuluşa erişemezler. Gerçekte, fiziksel özgürlüğü elde eden kadın aslında en fazla sömürülen, en fazla aşağılanan ve en fazla küçük düşürülen kadındır…
Erkek kadının kurtuluşundan kaçınmak ister, çünkü kurtuluşun kadının karmakarışık davranışlarına neden olacağından korkar. Erkek kadın üzerine ne kadar fazla sınırlama koyarsa, kadının günaha yönelik arzuları o denli güçlü hale gelir. Hırsızlığın yasaklanmış olmasına rağmen, hırsız bir kere bir objenin değerini anladığında çalma arzusunun sadece güçlenmesine benzer şekilde, kadın da, kendini sınırlamamaya yönelik herhangi uygun bir fırsatı kavrayacaktır. Bunun için, özgürlük değil kapatılma ve sınırlandırılma kadının eşini aldatmasına neden olur. Çinli insanlar özgürlüğün kadını karmakarışık yapacağını nasıl söyleyebilir? Gerçek nedeni anlamıyorlar. Kadının özgürlüğüne ne kadar yasak koyarlarsa, kadın ahlakı da o denli dejenere hale gelir. İşte bu nedenle Çinli kadın gelişemiyor… Gerçek özgürlük, bütün sınırlamalardan tam bağımsızlık anlamına gelir. Günümüz Batı evlilik sistemi iktidar, zenginlik, ahlak ve yasa koşulları tarafından sınırlanır. Evliliğin gönüllü olduğunun söylenmesine rağmen, Batıdaki bütün erkekler ve kadınlar sadece sevgi için mi evlenir? Erkekler kadınları sıklıkla zenginlikleri ile baştan çıkarır; varlıklı ailelerden kadınlar da daha fazla talibi çekebilir. Hatta bazı durumlarda, zengin erkek fakir kadını kendisiyle evlenmeye zorlar. Bu, evliliğin zenginlik üzerinden sınırlandırılmasıdır. Bazı durumlarda, erkek kendi ilerlemesinin bir aracı olarak, prestijli geçmişi olan kadınla evlenir; diğer durumlarda, prestijli erkek düşük sosyal statülü kadınla sınıf farklılıklarından dolayı evlenemez. Bu, evliliğin iktidar üzerinden sınırlandırılmasıdır. Basitçe söylemek gerekirse, özgür evlilik yoktur!… Yasa ile yönetilen modern toplumlardaki kadınlar, erkeklerle aynı eğitimi almalarına rağmen, nadir olarak siyaset bilimi ve hukuk okuma şansına sahip olurlar, orduya veya polis akademilerine kaydolma şanslarından bahsetmek bile gereksiz. Bürokrasi ile yönetilen modern devlette kadının erkekle eşit fırsata sahip olduğunun söylenmesine rağmen, kadınlar memur olamazlar. Cinsiyet eşitliği sadece lafta kalır.
Kadının kurtuluşu, kadına gerçek eşitliğin ve özgürlüğün zevkini getirmelidir. Batı sistemi kadına sadece lafta kalan özgürlük ve eşitliği getirir. Sahip olduklarını iddia ettikleri özgürlük gerçek özgürlük değil, sahte özgürlüktür! Eşitlik, sahte eşitliktir! Gerçek özgürlük olmadan, kadın tam gelişmişlikten mahrum kalır; gerçek eşitlik olmadan hiç kimse insan haklarından yararlanamaz. Asyalı kadın, Batı medeniyetinin gelişimine hayranlık duyarak, Batılı kadının kurtulmuş olduğuna ve erkekle tam özgürlüğü ve eşitliği paylaştığına inanıyor. Batılı kadının ayak izlerini takip etmek istiyor. Yazık! Kadın devrimi çağında olduğumuz için kadının sadece sahte özgürlüğe ve sahte eşitliğe sahip olmasını istemiyorum; kadınların gerçek özgürlüğe ve gerçek eşitliğe ulaşacağım şiddetle umut ediyorum! Son yıllarda, insanlar Çin toplumunda kadının kurtuluşunu aramaya başladılar. Kadının kurtuluşu aktif olarak veya pasif olarak başarılabilir. Kurtuluşa aktif olarak ulaşmanın anlamı nedir? Bu, kadınların kendi kurtuluşları için mücadele etmesi ve onu savunmasıdır. Kadın kurtuluşuna pasif olarak ulaşmanın anlamı nedir? Kurtuluşun kadına erkek tarafından bahşedilmesidir. Bugün Çinli kadının kurtuluşu genel olarak pasif yoldan teşvik ediliyor. Kadın kurtuluş hareketinin savunucularının çoğu erkek olduğunda, kadınlar erkekler kadar kazanç sağlamaz. Geçmişte bütün kalbiyle kadının kapatılmasını ve sınırlandırılmasını destekleyen erkek, neden son yıllarda kadın kurtuluşunu ve cinsiyet eşitliğini destekliyorlar? Bunun için üç açıklama vardır. İlki, Çin erkeğinin çıplak iktidara tapınmasıdır. Çin’in, Avrupa, Amerika ve Japonya gibi dünyayı medenileştiren başlıca güçlerin sistemini izlemesi gerektiğine inanıyorlar. Eğer Çinli erkekler, karıları ve kız çocukları için ayak-bağlama uygulamasını yasaklayarak onları okula gönderseler ve onları eğitseler, Çin’in medeni olduğu düşünülecek. Çinli erkekler ve aileleri, uygarlık ününün zevkini çıkaracaklar. “Medeni” erkekler kendi “medeni” kanlan ve kız çocuklarıyla kamusal alana çıktıklarında, başarıları için alkışlanacaklar. Bu erkekler kadın kurtuluşunu kadınların hatırı için mi teşvik ediyorlar? Kadınları sadece kendi ünlerine ulaşmak için kullanıyorlar. Onların bencil kaygıları, kadınlara kendi özel mülkiyetleri olarak davrandıklarını kanıtlar. Eğer kadın gelişiminin onların şöhreti üzerine etkisi olmasaydı, kadın kurtuluşu ile bu denli ilgili olmayacaklardı. Çinli erkeğin kadını özelleştirmesi, kendisini ilk kez eski geleneksel toplumda kadınları sınırlama çabalarında göstermişti; artık kendisini Batı modeli üzerinde kadın özgürlüğü için verilen destekte gösteriyor. İkinci olarak, Çinli erkeğin kadın özgürlüğünü teşvik etmesi, Çin’in ekonomik durgunluğuyla alakası var. Orta-sınıf aileler kadın üyelerini beslemekte zorluk çekiyor.
Erkekler kadının sınırlandırılmasından bir şey elde etmediklerinin, hatta bu sınırlandırmanın ekonomilerini enkaza çevirdiğinin farkındalar. Bunun için kadın bağımsızlığını savunuyorlar ve kadının erkeğe ekonomik bağımlılığının onların en büyük düşmanı olduğunu görüyorlar. Çinli erkekler kız çocuklarını kız okullarına girmeleri için cesaretlendiriyor. Daha az varlıklı ailelerden kadınlar nakış, örgü, dikiş ve aşçılık gibi el sanatları öğreniyorlar. Şanslı olanlar öğretmen okullarına giriyor. Daha gelişkin kadınlar, düzenli müfredat dışında eczacılık ve fen gibi profesyonel eğitim alıyorlar. Erkekler kadınların eğitimini onların iyiliği için değil, kendi iyilikleri için teşvik ediyorlar. Mezuniyetlerinden sonra kadınlar öğretmen veya becerikli işçiler olarak kendi yaşam gereksinimlerini karşılayabilirler. Hem de ailelerine bakmaya mecbur kalırlar. Kızlarıyla birlikte ailenin mesuliyetini paylaşırlar, hatta eve en fazla ekmek getiren olurlar, erkekler daha fazla boş zamanın zevkini çıkarır veya paralarını metreslerine ya da fahişelere harcayabilirler. Erkekler herhangi bir sınır olmadan zevk sürmeye devam ederlerken, kızları çetin yaşam koşullarının ıssızlığında acı çekerler. Erkek, kadının bağımsızlığını kendi çıkarları yüzünden savunur, işte bu, Çinli erkeğin kadın kurtuluşunu teşvik etmesinin ikinci nedenidir.
Üçüncü neden, Çinli erkeğin ailesine değer vermesi ve çocuklarından büyük beklentileri olmasıdır. Ancak, kendi başına ev işlerini yönetme ve çocukları yetiştirme göreviyle başa çıkmak için yeterli ve uygun değildir. Kadının sorumluluk almasını isterler. Bu yüzden, ev ekonomisi Çin’deki kız okullarının en popüler konusu haline gelmiştir. Çin’de yeni kurulan parti (Devrimci Güç Birliği) bile, ev içi eğitimin tüm eğitimlerin temeli olduğunu iddia eder. Bu şu anlama gelir; medeni bir kadın ev işlerini geri kalmış bir kadından daha iyi halledebilir; medeni bir kadın çocuklarını geri kalmış bir kadından daha iyi eğitebilir. Aslında, aile erkeğe aittir, bu yüzden aileyle ilgilenmek erkeğe hizmet etmek gibidir; çocuklar da erkeğe aittir, çünkü annelerinin yerine babalarının soyadını alırlar. İşte bu nedenledir ki, erkek kadını kendi amaçları için kullanmak ister. Sonuç olarak, üstteki üç neden erkeğin kadın kurtuluşundan bencilce yarar sağladığını gösterir. Kadının bağımsızlığını elde etmesine ve onun medenileşmesine yardım ettiğini iddia eder; fakat, kadınlara kurtuluş umudu verirken aslında onları sıkıntılar içine sokar. Geleneksel toplumda, erkek kadından daha üst statüye sahipti, fakat kadın daha fazla boş zamandan ve fiziksel özgürlükten yararlanırdı; günümüz toplumunda, erkek hâlâ kadından daha üst seviyede, fakat bu kez kadın erkeğin işlerini paylaşıyor ve erkek de kadınların zevklerinden yararlanıyor. Kadınlar erkek tarafından kullanılmaktan neden mutlu olsun ki? Aptal kadınlar, kadın kurtuluşunu başlattıkları için erkekleri yere göğe sığdıramıyorlar. Bu kadınlar, Mançu meşrutiyetçilerini yere göğe sığdıramayanlarla tam da aynı şeyi yaptıklarının farkında değiller. Mançu bir anayasa tasarlamıştı, fakat halka politik güç vermeye istekli değildi. Aynı şekilde, erkeğin kadın kurtuluşunu teşvik etmesi de, kadınların gerçek gücü erkeklerin ellerinden alacakları anlamına gelmez. Her işi erkeklerin yapması gerektiğini söylemiyorum, veya kadın haklarının genişletilmemesi gerektiğini ve kadınların görevlerini isteklice yerine getirmeleri gerektiğini öne sürmüyorum. İleri sürdüğüm şey, kadın hakları hareketinin erkek tarafından bahşedilmesi değil, kadın tarafından kazanılması gerektiğidir. Eğer kadın erkekten emir alırsa, zaten özgürlüklerini kaybetmiş demektir; eğer kadın haklarını erkekten alırsa, zaten erkeğe bağımlı olmuş demektir. Kadın kurtuluşu erkeğin yetkisinde olduğunda, erkek kadından yararlanır ve nihayetinde kadını kendi tahakkümüne maruz bırakır. Bu nedenle, kadının kendi kurtuluş yolunu, bu yolu erkeğin ona vermesine bel bağlamadan araması gerektiğini savunuyorum. Bugün Çinli kadınların tümü kendi kurtuluşlarına yönelik cevabi erkeklerde arıyorlar. Pasif bir rol almak istiyorlar, çünkü özbilinçten yoksunlar. Özbilinç olmadan, kadın erkek tarafından manipüle edilir, ama hâlâ erkeği onurlandırır. Bu kadınlar en utanmaz kadınlar değiller midir? Kadının pasif kurtuluşunun sakıncalarından bahsettim. Şüphesiz ki, özgürlük ve eşitlik için can atan ve gelenekler tarafından sınırlandırılmak istemeyen bazı Çinli kadınlar vardır. Kurtuluşun tesisi kendi iradelerince yönlendiriliyor görünüyor. Fakat, onların gerçek motivasyonunu keşfetmemiz gerekli. Gerçekte istedikleri şey, özgürlük ve eşitlik adına başıboş cinsel arzuların zevkine varmaktır. Kurtuluşu, neredeyse, cinsel arzuları serbest bırakmanın yolu olarak yorumluyorlar. Sadece, kadın toplumu dönüştürecek gücü elde edecek kadar geliştiği takdirde gerçek kurtuluşa erişilebileceğini anlamıyorlar. Kadın sadece aşkla ve seksle ilgilenirse, insanlığı kurtarma ruhu ölçüsüz arzularla yer değiştirecek ve böylece görev tamamlanamayacaktır. Bu, kadının saplantısı özgür aşkın kovalanmasından kaynaklanıyorsa mazur görülebilir. Ancak çok az Çinli kadın bu kategoriye girmektedir. Sadece bazıları bu dayanılmaz isteklere direnemez ve herhangi bir erkekle flört eder; bazıları baştan çıkartılır ve yıkılmış hale gelir. Bazısı vücutlarını para için satar; ya fahişelikle ya da zengin erkeklerle kırıtarak flört ederek para kazanırlar. Birinin para uğruna bu denli gözden düşmesi en onur kırıcı davranıştır. Böylesi bir davranışı bir özgürlük eylemi olarak adlandırabilir miyiz? Ayrıca, “kurtuluş” kelimesi aslen kölelikten özgürleşme anlamına geldiği için, fahişeler ve kurtulmuş kadın arasında nasıl bağlantı kurabiliriz? Bu kadınlar, kurtuluşu cinsel düşkünlük ile karıştırıyor, bu yüzden, bu kadınların zaten en bayağı fahişeler haline geldiklerinin farkına varmaları zordur. Bugün beyaz kadın, cinsiyet eşitsizliğinin sakıncalarını anlıyor ve cinsiyet eşitsizliğinin kökeni olarak eşitsiz güç dağılımını gösteriyor. Kadının oy hakkı için mücadele eden örgütlenmeleri oluşturuyor… Kadınların çoğunluğu hâlihazırda hem hükümet hem de erkek tarafından eziliyor. Seçim sistemi, üçüncü bir yönetici grubun, elit kadınların, takdim edilmesiyle baskısını artırıyor. Baskı aynı kalsa bile, kadınların azınlığı hâlâ kadınların çoğunluğunun irade zayıflığından yararlanıyor…
İktidardaki birkaç kadın iktidarsız kadınların çoğunluğuna hükmettiğinde, eşitsiz sınıf farklılıktan kadınlar arasında vücut bulur. Şayet kadınların çoğunluğu erkekler tarafından kontrol edilmek istemiyorsa, neden kadınlar tarafından kontrol edilmek istesinler ki? Bu yüzden, erkeklerle iktidar için mücadele etmek yerine, kadınlar erkeklerin kanunlarını yıkmaya çabalamalıdır. Erkek bir kez ayrıcalıklarından soyunduğunda kadınla eşit olacaktır. İtaatkâr kadın ve itaatkâr erkek olmayacaktır. Bu, kadınların kurtuluşudur, bu, radikal bir reformdur. Neden var olan parlamenter sistemle ve nihai hedef olarak oy hakkı hareketleriyle hoşnut olalım? Sadece, kadınlar, hareketlerini hükümete girmekten hükümetin kökünü kazımaya dönüştürdüğünde hoşnut olabiliriz!
He Zhen (Doğal Adalet, Cilt. 7-10, Eylül – Ekim 1907)
Çeviri: Nil Erdoğan, Mustafa Erata Bu yazı Robert Graham’ın ANARŞİZM: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi isimli kitabından alınmıştır.
http://anarsizm.org/kadinlarin-kurtulusu-1907-he-zhen/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.02.03 02:07 paslaa İzmir Escort Kızıl Saçlı Gaye

Gaziemir Ucuz Escort Bayanlar Her Zaman Güvenilir mi? Bu konuda açık konuşmak gerekirse, bu ilişki türünde hizmet veren escort bayanlar, her zaman güvenilir olmaz. Biraz şans ve biraz dikkatle bu riski azaltabilecek olan kişi sizsiniz. Bu sektördeki her kadın, kendi ücretini kendi belirler ama izmirt ucuz escort bayanlara baktığınız zaman tek orgazm ilişkileri yaşayarak, Mümkün olan en fazla erkekle görüşerek sürümden para kazanmayı alışkanlık haline getirirler. Günde on tane kızıl saçlı escort izmir erkekle ilişki yaşayan bir kadında ne kadar güven ve sağlık bekleyebilirsiniz, onun kararını size bırakıyoruz. Her ucuz Gaziemir escort bayan bu şekilde çalışıyor dersek yalan söylemiş oluruz. Bazı bayanlar, özellikle öğrenci, kesiminden olanlar, daha uygun ücretler alarak, en az ilişki yaşayan kadınlardır. Öğrenci izmir escort bayanlar, günün büyük bölümünü okulda geçirir, daha sonra hazırlık yapmaya başlar ve kısıtlı bir randevu süresinde bir erkeğe randevu vererek günü kurtarmaya çalışır. Böyle bir seçim güvenli olabilir. Birde gecelik ve saatlik randevular veren güvenilir ucuz escort bayanlar vardır, bu bayanlar, sizin talebiniz neyse onu yaşatırlar, tek tek sizden bilgi alarak fiyat belirlerler izmir kızıl saçlı escort. Örneğin kucak dansı istiyorsanız kucak dansına ayrı para ödersiniz, striptize ayrı para ya da İzmir anal escort seks ve cim cif izmirt escort istiyorsanız, Gaziemir escort bayan her istek için ayrı ücret ister. Piyasada çılgınlıkları ve azgınlıklarını size mükemmel zevkler vererek yaşatacak hayattan daha fazla keyif almanızı sağlayan, inanılmaz yeteneklerde ucuz eskort kızlarda olduğunu unutmayın. Dediğimiz gibi bu kızlara ulaşmak biraz deneme yanılma yöntemiyle olacak bir olaydır. İzmir Mutlu Son Yapan Escort Kadınlar Masaj seven beyler, bazen escort bayanlardan bu isteklerde bulunabiliyorlar. Bu hizmet için oluşturduğunuz masöz Escort Gaziemir kategorimizdeki profesyonel masöz bayanlarla hem bedeninizi, hem ruhunuzu rahatlatabilirsiniz. Profesyonel İzmir masaj eskort deneyimini ve profesyonel seks deneyimini beraber alarak, dört dörtlük bir hizmetin keyfini çıkararak, kendinizi şımartabilirsiniz. Masöz eskort izmir bayanlar size erotik masaj yaparak ilişkiye hazırlayabilirler ya da gerçekten etkili bir masaj seansı ile vücudunuzdaki bütün stresten sizi kurtarabilirler. Farklı ve iliklerinize kadar sizi rahatlatacak bu deneyimi sunan tecrübeli bayanlar 24 saat size hizmet verirler. Kızıl saçlı, belindeki kemer olunacak escort. Yeni sevişme videosu video Kızıl saçlı İzmir escort. tecavüz anal gerekli eskort kızlarda.Taciz sevişme videosu izle izmir eskort için. Seks tecavüz dilber sen benim içime dol. hd sevişme videosular izle büyük kalçalı izmir escort twreek yapıyor mutlaka izlemelisiniz. İzmir Escort facebook
submitted by paslaa to u/paslaa [link] [comments]


2020.01.24 15:56 Unistonen Unikharion'un Günlüğü Vol. VII

Unikharion'un Günlüğü Vol. VII
Günlük,
Diyeceksin artık “Lan sen ölmedin mi daha?” çünkü iki haftadır benim “bu son yazım” dememden sıkıldın. Anlıyorum. Çünkü ben de şaşırıyorum hala nasıl hayattayım. Çünkü artık burada kalmak için de bi amacım yok – fakat nereden çıkmam gerektiğini de bilmiyorum.
Öncelikle şunu belirteyim, Vein’e gitmek çok sıkıntıymış. Önden anlatmadım, çünkü Dalieh’te yaşananlar çok acayipti. Ama Vein yolu da az buz değildi. Dur hazır vaktim varken anlatayım, şu an elimden geldiğince iyimser kalmaya çalışıyorum. Belki de son maceramı yazıyorum. Bilmiyorum.
Yolda öncelikle atalarımın geldiği Old Tempest’i göz ucuyla görme şansım oldu. Ninem özellikle kendi annesinden duyduğu ve gördüğü şeyleri anlatırdı; sağlam kalesi, zümrüt çayırları, sağlam evlerden yükselen büyülü dumanlar… Bunların hiçbiri yoktu. Bir iki köyümsü yapıdan başka, sadece adayı sanki birer mızraklı gibi koruyan sivri kayalar vardı. Maalesef bu kadar. Hala içimde dert gibidir ama buraya gidip etrafı görmek. Hayatta kalırsam, belki.
Gemi tayfası başta çok düzgün insanlara benziyordu. Gemilerden çok anlamam, ama gördüğüm bu insan, Tabaksi ve elflerin hepsi iyi giyinimli ve temiz yüzlüydü. Gayet profesyonel bir şekilde de işlerini yürütüyorlardı. Arada küfürler uçuşsa da, genel olarak saygılı ve sakin bir tayfa kısaca. Ama sorsan ne taşıyorlar, uyuşturucu, patlayıcı, Velen, kara büyü malzemelerinin hepsi var.
Bunu biraz Greysha’nın duruşuna bağlıyorum. Kendisi yaptığı işi korsanlık ya da yasadışı bir şey olarak görmüyor, ya da en azından öyle tanımlamıyor. “Basit bi taşıyıcılık işi, sünger taşısan da aynı, Velen şişesi de – sadece birisinden hakkını alıyorsun.”
Biraz Kaptan Greysha’dan bahsedeyim. Kendisi aslında Relendelli. Başta düzgün bi hayat amaçlamış, ailesinin itirazlarına rağmen ticaret gemisi kaptanlığını hakkıyla ve ciddiyetle yapmak istemiş ama aldığı ücretten ve gördüğü saygısızlıklardan gına geldiği için Narash – Ulgath arası işlere bulaşmış. Oradan da sıkılınca babasının memleketi Pagret’e göçmüş. “Artık insan taşımıyorum.” diye anlatmıştı. “Sordukları sorulardan ve yüzlerindeki trajedileri görmekten sıkıldım.”
Kulağının neden öyle olduğunu bilmiyorum ama sormak da istemedim yine
Bunu dediğinde neden beni Vein’e götürmek istemediğini biraz kavramış oldum. Pagret’teyken çok yalvardım. Aslında biraz da umutsuzluktan, önceki gemiler ya beni almadı ya da kötü kötü teklifler verdiler. Ama baktı yanından ayrılmayacağım, mecburen aldı. Alırken hem biraz sinirli, biraz da mutsuzdu. Neler gördüğünü, neler yaptığını bilmiyorum tabi, şahsen böyle şeyleri de sormayı sevmiyorum. Eski yaraların açılmasını kimse sevmez. Gerçi şu an Greysha’ya nasıl teşekkür edeceğimi de bilmiyorum, şu an benim gözümde Völuspa’dan bir farkı yok.
Şimdi benden heyecanlı bir savaş anlatısı beklersin. Geminin yandan vuruşu, Vein’in ince yeşil sisinden korsanlar, kılıçlar, dönüşler, bağırışlar… Ama bir şeyi unutma değerli okuyucu ve günlük, ben ne bir savaşçıyım ne de ozan. Sadece kandan, inceden gelen Velen kokusundan ve etlerin kopuşundan tırsmış bir korkağım.
“E nerede senin büyülerin?” diyeceksin. O kaos ve korkunç Vein korsanlarıyla olduğum yerde kalakaldım. Kenara pusacakken, metalden bir el beni güvertenin öbür kısmına uçurdu, kafamı çarptım. Olayın yarısını hatırlamıyorum- Greysha’nın bağırışına kadar. Beni ensemden tutup kaldırdı, bağırmaya başladı. “Kalk ve dövüş!! Seni Vein’e boşuna taşımıyorum kaltak kadın!!” diyerek bir büyü yaptı iyileşmem için. Kendime geldiğimde, Greysha beni öne itti ve yanımda durdu. “Göster hünerlerini.” Sesi ciddi ama içtendi. Verdiği gazla, elimden geldiğince hatırladığım tüm büyüleri saldım. Greysha da arkadan beni kolluyordu başta, ama bi noktada sadece gülümseyip gitti. Kendime güvenim geri gelince, ellerimin tutukluğu da gitmişti. Kendime uzun süredir bu kadar güvenmemiştim.
Eninde sonunda korsanları postaladık- fakat üç kişiyi kaybetmiştik. Yolculuğun başındaki tayfadan eser yoktu. Korkunç yaralar ve yırtılmış yüzlerle, kimin ölü kimin diri olduğunu anlamak uzun sürmüştü. Ölülerin olduğu anlaşıldığında, Greysha tadı kaçık bir biçimde kaptan köşküne gitti, küçük bir kutu ve bir torba tuzla geri döndü. Sadece Relendel’de yetişen sahiltozu ağacından tütsüler yakıldı, çok yumuşak ama geniz yakan kokusu etrafı doldurdu. Tayfadan bir elf, kendinden beklemediğim derinlikte bir sesle etrafa huşu veren bir duaya başladı. Deniz tuzu şehitlerin yüzlerine, göğüslerine ve kollarına sürüldü. Greysha’nın sağ kolu, Hiraldal, daha önce hiç görmediğim bir mor tonunda kaftanlar getirdi. Üzerleri gümüş telden Relendel’e özgü deniz canlıları, mitik sahneler ve deniz dalgalarından semboller bezenmişti.
Temizlenen cesetler kaftanlara sarıldı, sandallara bindirildi. Sandallar, cesetlerin iki yanında durdu. Herkes unison bir şekilde yavaşça bir şarkı mırıldanmaya başladı. Bazıları kürekleri çekerken, diğerleri buz gibi suya rağmen bedenleri suyun üzerinde yüzdürüyorlardı. Şarkıları gittikçe gürleşti ve yürek tellerini titretecek bir noktaya vardı. Tam bu noktada, Greysha çığlığa benzer kesik bir ses çıkardı ve tayfa, eski dostlarını soğuk denize bıraktı. Sesleri, denizdeki bedenlerle beraber derinlere gömüldü. O sırada hayatımda bu kadar çok ağlayan insan görmemiştim. Bense, gözyaşlarımın arasında çoktan kaybolmuştum.
https://preview.redd.it/nl5xo5w3qqc41.jpg?width=3107&format=pjpg&auto=webp&s=66952f3a5e3ef9b5da714c9b52317920e4842117
Böyle buruk bir havada Vein’e geldik. Greysha’ya teşekkür için ne yapacağımı bilemedim. O yüzden elimden gelen çoğu şeyi verdim parasından sonra: Gizliden çizdiğim portresi, Gruntar’dan aldığım bir mektup açacağı, Horus civarından şahin biçimli bir koruma totemi ve Relendel’den bir obsidyen kolye. Obsidyen kolyeyi görünce bir durdu, hafif hüzünlendi. Bir şey demeden hediyelerimi kabul etti, gitmeden eliyle başımın üstüne ‘pat pat’ diye vurdu hafifçe. Ben kelimelerimin üzerinden yuvarlanarak çok kez teşekkür ederek, Greysha’yla yolumu ayırdım. Artık yalnızdım.
Şimdi, gelelim Şehr-i Vein’e. Burası hakkında çok hikayeler dinledim, çok hurafeler işittim, gittiğim çoğu şehirde halkından birilerine denk geldim. Hepsi yalan, çünkü o hikayelerin hiçbiri buradaki pisliği anlatamıyor. Kirli sokaklar, derme çatma üst üste binmiş evler, hastalıklı çocuklar, bunları geç. Bunlardan Kalbedur’un her yerinde var. Daha girişte gördüğüm bıçaklı kapışmalar ve kopan kafalar… İşte bu beklenmedikti. Sonrasında [üstü karalanmış] Neyse, o olayı anlatmak istemiyorum.
Ben koyu kıyafetlerimi kuşanmıştım, şapkamı çantama sıkıştırıp, üstü çekiç gibi bükülen yürüme sopamı almıştım. Saçlarımı uzun süre sonra ilk kez örgümden topuz yapıyordum. Sakin kalmaya çalışarak, temkinle Noble Joe’ya ilişkin herhangi bir bilgiyi nereden bulabilirimi düşünüyordum ama fosur fosur Velen kokan bu pis şehirde kendimi parçalatmadan nasıl bilgi bulabilirdim, beynim bunu algılamıyordu. Baktığım yüzler ya midemi ters çeviriyor ya da sadece bakışlarıyla “siktir” çekiyordu. Hugin neredeyse bayılacak gibi bana yaslanıyordu. Bacaklarım boşalacak gibiydi.
Tam bu arada, neredeyse keklik gibi avlanıyordum.
Eli bıçaklı bir ekip, gözleri fıldır fıldır dönüyor. Paramı ve bel altımı istiyorlar, çok belli. En az 6-7 kişiler. Sopam bunlara hiç işe yaramayacaktı, aklımdan bir saniyeliğine geçen kan büyüsü fikri de. Ellerimin aklına gelen tek gelen şey, bir Kıvılcım büyüsüydü. Bu sapıklar çevremi sarmadan bir kaçış noktası bulup tüymekti olayım, önüme daha fazlası çıkmasaydı. Aptal kafamdan ne geçti bilmiyorum, ama çığlık atarak aralarına daldım- etrafımdan Elektrik büyüsü atıyordum.
Kesilen ciğerlerim veya ağlayan baldırlarıma aldanmadan koştum. Üstümden hala elektrik akıyordu, onu bunu çarpıyordum. Ta ki, ben de bir ahırın çitlerine çarpıp içeri yuvarlanana kadar. Hugin birkaç dakika sonra üstüme kondu, saçımı çekiştirdi. Bense, karnımın o dalış sırasında boydan boya kesildiğip kanadığını yeni fark etmiştim. “Onları arkada mı bırakmıştım?” diye düşünemeden, sesleri geldi. Hugin’i kucaklayıp ahırın köşesine saklandım, seslerin gidişini dinledim. Yüzüm alev alev, karnım kıvrılmaktan kaya gibiydi. Neyseki kokumu almadan geçip gittiler. Fakat korkusu hala üzerimde.
Bu arada da haber patladı. Noble Joe öldürülmüş. Bir Tabaksi ve bir kılıç ustası tarafından.
Ulgathlı ekip buraya çoktan ulaşıp işini halletmiş anladığım. Noble Joe’yla ilişkileri neydi, hiç bilmiyorum ama belli ki yollarına çıkacak kadar biliyordu.
Artık sorularıma da yanıt alamayacak gibiyim. Ama zaten neyi nasıl bulmam gerektiğini nerden bileyim. Ben sadece bir gezginim! Neden buradayım! Buradan nasıl çıkacağımı bile bilmiyorum! Küçük bir kayıkla Kargaresh girişine kadar gelebilir miyim ki?
Bu arada ben olayı çözdüm günlük. Bunlara zaten bir Kargaresh haritası vermişim, ama daha ilk giderken aldığım, çok genel ve hatalı bi harita. Her şeyin işaretli olduğu harita bende, Völuspa sağolsun Kargaresh’te görmediğim yer, bilmediğim kovuk ve giriş kalmadı. Vein girişi de dahil. Haritanın yanında hala nasıl Slatur sayfasını kaptırdım, onu hiç ama hiç bilmiyorum. Düşünecek vaktim de yok. Dalgınlık diyelim.
Kısaca benim bu Ulgathlı herifleri bulup olaylar daha da patlamadan beraber buradan siktir olup gitmem lazım, işler baştan kötüleşmediyse tabi. Onları bir şekilde Kargaresh’e götürüp oradan çıkartabilirim, fakat benim de buradan çıkmam gerek. Bir an önce, nasıl olursa olsun.
Kısaca bana sadece şans dile günlük. Çünkü bu bok çukurunda ölmemek için fazla hırslıyım.
- Uni
submitted by Unistonen to ehvenisers [link] [comments]


2020.01.10 02:28 mertiy Porno

Ah ah, zamanında 80 darbesinden sonra bir porno endüstrimiz oluşmuştu, ama ilk başlarda altyapı ve ekonomi yetersizliğinden, sonra da önlerine çıkan engellerden pornocular tutunamadı, ülkeyi terk etti. Eskiden dergiler yasa ile poşete girince ilk darbeyi yediler, sonrası malum. Öyle normal filmdeki gibi ışıklandırmaymış, makyajmış, hatta profesyonel kamera bile yoktu. En tanıdık pornoların hepsi amatör işidir her ne kadar tanıdık isimlerden çıkmasına rağmen. Oysa bu internet çağında, baba sorunları olan o kadar fazla kadın var ki, zaten hali hazırda yasal genelevlerde, yada daha da kötüsü pezevenklerin altında çalışan kadınlar var, sektörde bir JAV olabiliriz. Bizim Çeklerden, Almanlardan ne eksiğimiz var ha? Karadeniz'de fındık ve çay hasatı ortasında fanteziler, Trakya'da r eksikliğinden dolayı çıkacak komedi-pornolar, Ege'de zeytinyağı, Akdeniz'de Mediterranean tipi pornolar, kıyısı olmayan yerde ise rural, incest (düşününce bu artık niche değil) vs gibi niche pornolar çekilebilir. 3 büyük şehirdeki, özellikle İzmir'deki potansiyelden bahsetmeye gerek yok. Memleket eskisi gibi her şeyin bulunmadığı yer değil, teknoloji de gelişti, Brazzers ile yarışılabilir. Reis ver yetkiyi gör etkiyi, ekonomi şaha çıkar. Lisede sigaraya karşılık cim cif yapan, içinde en az iki erkek olan bir Şahin'e binip inerken peçete atan meslek liseli kızlar büyüyünce işsiz kalmasın. (Hatta dışarıda gördüklerime göre bunlara ihl'liler de eklendi.) İnternette yayın yapmakla, Instagram da paylaşım yapmakla sınırlamasınlar kendilerini.
Ulan her şeyi geçtim, eskiden ünlüler ünlü olmak için soyunurdu, biz öyle büyüdük, şimdi 2010'larda ünlenenlere bakıyorum hepsi bir anda sikindirik bir romantik komedi dizisinde başlıyor. Yıllarca devlet tarafından bana bir fetiş dikte edildi, şimdi ben ne yapayım lan, muzır dergi desen yok, aysum.com gibi siteler ise kapalı, amatör zevk vermiyor ve daha da kötüsü çoğunluğu reşit değil hatta kaydedildiklerinden haberi yok, ikinci fetişim olan kadınlar hamamı için yaşım çok büyük, yabancı ünlüler yerli malı diktesinden zevk vermiyor. Eskiler de bir yerden sonra sıkıyor, hani her şeye rağmen Sibel Can ve Hülya Avşar ile gideyim diyorum karşıma Oya Aydoğan çıkıyor. Başka fetişe mi başlayayım, ayakçı olup dejenere mi olayım onu mı istiyor devlet, ne lan ne? Evlensem de fetişlerime karşılık bulamam ki yaaani.
submitted by mertiy to kopyamakarna [link] [comments]


2019.11.19 22:58 fragmanlife Ask 101 Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu

Aşk 101 Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu Ay Yapım’ın yapımcılığını ünlü senarist Meriç Acemi’nin senaristliğini üstleneceği ve sadece Netflix’te yayınlanacak Aşk 101 dizisi ocak 2020 de izleyicisi karşısında olacak. Okul ve öğrenci konseptinde çekilecek Aşk 101 dizisi 20’den fazla ülkede ise Love 101 olarak eş zamanı yayına girecek.
Deniz Yorulmazer ve Ahmet Katıksız’ın yönetmenliğini üstlendiği Aşk 101 dizisi temmuz ayında sete çıkmıştı. Bir çok dünya ülkesinde ergen dizisi yapılmakta ve çok sevilmekteydi ancak Türkiye’de uzun zamandır bu kadar geniş bir kadro ile ergenlik dönemi dizisi hiç yapılmamıştı. Kadrosu adeta yıldızlar geçidi olan Aşk 101 dizisinden 3 farklı diziye başrol oyuncusu çıkar. Özellikle ismini dünyada da duyurmak isteyen genç ve yetenekli isimlerin gelen teklifi kabul ettiği Aşk 101 dizisi farklı senaryosu ve aşk dolu bölümleri ile izleyicisi ile buluşacak.
Pınar Deniz ve Kaan Urgancıoğlu’nun öğretmen karakterleri ile yer alacağı dizi de aynı zamanda Kaan Urgancıoğlu çifti partner olacak ve harika bir aşk hikayesine imza atacaklar.
Aşk 101 dizisinin ilk sezonu ise 8 bölüm olarak yazıldı; dizinin ikinci sezonu ise ocak ayında çekilecek tahminen.
Aşk 101 Dizisi Konusu Aşk 101 dizisinde hikaye 1998 yılında geçecek. 90 doğumlu olan ve şuanda 17 yaşında olan 6 genç en sevdikleri öğretmenlerini okulda tutabilmek için bir plan yaparlar. Öğretmenlerini ancak aşık ederlerse okulda tutabileceklerine inan gençler öğretmenlerini okula yeni gelen basketbol koçuna aşık etmeye çalışacaklar; ancak aşkın zorla var edilemeyeceğini anlayan bu altı genç bu işin sonunda beraberken güçlü olduklarını fark edecek ve asıl kendileri aşkı keşfedecek.
Aşk 101 Oyuncuları Kubilay Aka (Kerem) Kubilay Aka denilince akla Çukur dizisinin Celasun’u gelmekte. Aslında Kubilay Aka’nın yükselişi Vatanım Sensin dizisinde iki sezon hayat verdiği Ali Kemal dizisi ile olmuştur. 5 Mayıs 1995 de İstanbul’da doğan Kubilay Aka i. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Havaalanı Yönetimi mezunudur. Aslında Kubilay Aka’nın oyunculuğa başlama hikayesi de ilginçtir. Havaalanında çalışırken oyunculuk teklifi İnstagram’dan gelmiştir ve Kubilay Aka deneme çekimlerinden sonra Vatanım Sensin dizisinde Ali Kemal karakteri için seçilmiştir.
Kerem asi bir lise öğrencisidir. Basketbol’u çok sever çok da iyi bir basketbolcudur. Ekibin kaptanıdır.
Alina Boz (Eda) Alina Boz Türk asıllı bir gurbetçi kızıdır. Ailesi Rusya’da yaşayan Alina Boz 1998 Moskova doğumludur ve 21 yaşındadır. Tam ismi Alina BOZDEMİR olan güzel oyuncu ilk olarak daha 15 yaşında iken Cesur Hemşire dizisinde ilk oyunculuk deneyimini yaşamış çocuk olmasına rağmen oyunculu ile büyük beğeni toplamıştır. Çocukluktan beri aldığı oyunculuk eğitimlerinin hakkını veren Alina Boz Star Tv’nin sevilen dizisi Paramparça da hayat verdiği Hazal karakteri ile dünyanın tanıdığı bir isim haline gelmiştir. Alina Boz Sevda’nın Bahçesi dizisinde yer alsa da dizi erken finalden kurtulamamıştır. Alina Boz Elimi Bırakma dizisinde Azra karakteri ile yer almaya devam etmektedir.
Eda çalışkan bir kızdır.
İpek Filiz Yazıcı (Işık) İpek Filiz Yazıcı 2001 İstanbul doğumludur ve şuanda 18 yaşının içindedir. Babam ve Ailesi dizisinde gösterdiği oyunculuk ile yapımcıların dikkatini çekmeyi başaran İpek Filiz Yazıcı Kayıt Dışı dizisinde çok önemli bir rolle ekranlara gelse de dizi tutmamış ancak İpek Filiz Yazıcı gzelliği ile ününe ün katmayı başarmıştır. İpek Filiz Yazıcı Elimi Bırakma dizisinde Ceyda karakteri ile izleyicisi karşısına çıkmaya devam etmektedir.
Işık da en az Eda kadar güzel ve çalışkan bir kızdır. Işık dersleri dikkatli dinler ve sınıfın en başarılı öğrencilerinden biridir. Kalbi temizdir Işık’ın
Selahattin Paşalı (Osman) Selahattin Paşalı 1990 Muğla doğumludur ve 29 yaşındadır. Liseli olamayacak kadar yaşı büyük olan Selahattin Paşalı Kalp Atışı dizisinde hayat verdiği Alp karakteri ile tanınmıştır. Aslında profesyonel basketbolcu olan Selahattin Paşalı Darüşşafaka Spor Kulübün de oynamıştır. Yurt dışında Sanat Yönetimi eğitimi alan Selahattin Paşalı Craft Oyunculuk Atölye’sinde oyunculuk eğitimi almıştır. Selahattin Paşalı 2018 de Bir Umut Yeter dizisinde yer almış dizi tutmamış 2018’de de Leke dizisinde yer almış ancak bu dizi de tutmamıştır; ancak Leke dizisinde hayat verdiği Arda karakterine o kadar iyi hayat vermiştir ki bir çok eleştirmenden tam not almayı başarmıştır Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:49 fragmanlife Sevgili Gecmis Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tum Oyuncular)

Sevgili Geçmiş Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tüm Oyuncular) Ece Uslu ve Emre Kınay’ın başrollerini paylaşacağı Sevgili Geçmiş dizisi 25 Ekim cuma günü Star Tv ekranlarında yayına girecek. Çekimlerine 9 eylül pazartesi günü İzmir Urla’da başladı.
Süreç Filmin yapımcılığını üstlendiği Funda Alp’in senaristliğini üstlendiği Sevgili Geçmiş dizisinin başrolleri açıklandı. Son olarak Dayan Yüreğim dizisi ile ekranlarda yer alan ve Ece Uslu ve yine son olarak Vurgun dizisinde yer alan Emre Kınay oldu. Hem Emre Kınay hemde Ece Uslu uzun süredir dizi tutturamayan iki büyük yıldız. Emre Kınay yine 2017 de ünlü oyuncu Sibel Can ile Sevda’nın Bahçesi dizisinde baş rolde yer almış ama dizi yine tutmamıştı.
Star Tv ekranlarında ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak Sevgili Geçmiş dizisinin yönetmenliğini ise son olarak Bir Deniz Hikayesi dizisinde yönetmen olarak yer alan Aydın Bulut üstlenecek.
Sevgili Geçmiş Dizisi Konusu
Sevgili Geçmiş dizisinde zengin bir ailenin çocuğu ile evlenen Cahide isimli bir kadının kayını Cemal’in kendisine attığı bir iftira sonucunda kocasını öldürmekle suçlanıp 24 yıl ceza alması ve kendisi hapisteyken yetiştirme yurdunda yetişen üç kızının dram ve aşk dolu hikayesi anlatılacak.
Sevgili Geçmiş Oyuncuları Ece Uslu (Cahide) Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. İlk olarak mankenlik ve tiyatro oyunculuğu ile sektöre giren Ece Uslu’nun ilk dizisi 1989 yapımı olan İz Peşinde dizisi oldu. Ece uslu ilk başrol deneyimini ise 1996 yapımı Kara Melek dizisi ile oldu. 2002 yılında Zerda dizisinde Türkiye’nin çok yakından tanıdığı bir isim oldu. Türkiye’nin bir dönemine damga vuran Zerda dizisinden sonra yine bir dönemin ünlü ismi olan Karagül de yer aldı ve Ebru karakteri ile dünyanın tanıdığı bir oyuncu oldu. Yirmiden den fazla dizi ve filmde yer alan Ece Uslu ne yazık ki 2017 de yer aldığı Dayan Yüreğim dizisinde beklediğini bulamadı ve dizi kısa zamanda başarısız oldu ve final yaptı.
Cahide kocasının ani ölümü yıkılan sonrasında da atılan iftira ile kocasını öldürme suçundan 24 yıl ceza almış çilekar ama güzel bir kadındır. Cahide tutuklanırken en büyük kızı üç ortanca kızı 2 ve en küçük kızı daha 6 aylıktır. Cahide evlatlarını hapiste büyütmektense onları yetiştirme yurduna vermeyi kabul eder.
Emre Kınay (Cemal Karalar) 1970 İstanbul doğumlu olan Emre Kınay 49 yaşının içindedir. Oyunculuğa tiyatro ile başlayan Emre Kınay İstanbul Duru Tiyatrosunun da sahibidir. Yılan Hikayesi dizisi ile ekranlarda tanınmaya başlanan Emre Kınay yeni nesle kendini Güneşi Beklerken dizi ile tanıtmıştır. Emre Kınay’ı Sibel Can ile başrollerini paylaştığı Sevda’nın Bahçesi dizisinde hüsran yaşamış sonrasında 2018 de yer aldığı ve Erkan Petekkaya ve Deniz Çakır ile başrollerini paylaştığı Vurgun dizisi de tutmamıştır. Bu nedenle Emre Kınay her dizi projesini titizlikle incelemekte artık başarısızlık ile karşılaşmak istememektedir.
Cemal Cahide’ye aşık bir kayındır Cahide’nin çocuklarının öz amcasıdır. Kuralcı ve oyun oynamayı seven bir adam olan Cemal 24 yıl Cahide’nin hapisten çıkmasını beklemiştir. Cahide’nin çıkması ile yengesi ile evlenip mutlu bir yuva kurmayı hayal eder.
Sevda Erginci (İpek Gencer) 3 Ekim 1993 İstanbul doğumlu olan güzel oyuncu Sevda Erginci 26 yaşındadır. ilk olarak 9 yaşındayken çocuk oyuncu olarak Koyu Kırmızı dizisinde yer alan Sevda Erginci Semaver Kumpanya’da çocukken tiyatro eğitimi almıştır. 1.65 cm boyunda ve 50 kg olan Sevda Erginci Karagül dizisinde de Ayşe karakterine hayat vermesi ile ünlenmiştir. Son dönemde Star Tv ekranlarının gençlik dizisi Hayat Bazen Tatlıdır ve Ver Elini Aşk dizilerinde yer alan Sevda Erginci son olarak Yasak Elma dizisinde Zeynep karakteri ile yer almış ve çok büyük bir başarı yakalamıştır. Yasak Elma dizisi devam etmesine rağmen Sevda Erginci partneri Onur Tuna ile diziden ayrılmıştır.
İpek Cahide’nin kızlarının ortancasıdır. Yetiştirme yurdunda evlatlık verilmiştir ama evlatlık olduğunun farkında değildir ta ki o mektup İpek’in eline ulaşıncaya kadar. Tekin Malik ile tnaışınca aralarında ki yaş farkına bakmaksızın ona aşık olur ama Tekin Malik İpek’in üvey ailesinin mal varlığını bitirir.
Seçkin Özdemir (Sinan Malik) Seçkin Özdemir 1981 İstanbul doğumludur. İlk olarak radyo programcısı olarak göreve başlayan Seçkin Özdemir daha sonra DJ olarak çalışmıştır. 2004 ilk olarak televizyon programı sunan Seçkin Özdemir sunuculuktan sonra oyunculuk teklifleri almış ve oyunculuk eğitimi almaya karar vermiştir. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimlerini tamamlayan Seçkin Özdemir Başkent İletişim Akademisi’nde tiyatro eğitimlerini tamamlamıştır. Yakışıklılığı ile çok dikkat çeke Seçkim Özdemir ilk olarak Al Yazmalım dizisinde baş rolde yer almış ve çok sevilmiştir. Sonrasında Racon Ailem ve Kiralık Aşk dizilerinde yer alan Seçkin Özdemir 2018 yapımı Tehlikeli Karım ve Can Kırıkları dizilerinde baş rolde yer almış ama dizi dizi de tutmamıştır.
Deniz’i çok seven Sinan Malik’in para ile ilgisi yoktur; haksızlık karşısında öleceğini bilse suzmaz. Kimseyi ezmez zayıfı güçlüye ezdirmez. Yalnız gelmiş yalnız gider bağlanmak ona göre değildir. Açık sözlü bir adamdır. Sinan yıllar sonra babasının yaşadığı kasabaya geri döner. Sinan İpek’e karşı imkansız bir aşkın peşine düşecektir.
Elifcan Ongurlar (Çilem Doğan) Elifcan Ongurlar haziran 1993 de İzmir’de dünyaya gelmiştir. İkizler burcu olan güzel oyuncu şuanda 26 yaşındadır. İstanbul Beykent Üniversitesinde oyunculuk eğitimi alan Elifcan Ongurlar 170 cm boy ve 60 kg ağırlıkta olan düzgün fiziği ile dikkat çekmektedir. İlk olarak daha 18 yaşında Ateşin Düştüğü Yer filminde oynayan bu filmle tanındıktan sonra Kayıp Şehir dizisinde Seher karakterine hayat verme şansı yakalayan Elifcan Ongurlar geleceğin yıldızları arasında yer alacağını o zamandan göstermişti. Son dönemde Kara Ekmek ve Kiralık Aşk gibi önemli dizilerde yer alan Elifcan Ongurlar son olarak Kızlarım İçin dizisinde rol almıştı.
Çilem güzeller güzeli bir kızdır. Cahide’nin en küçük kızıdır. Azra ile aynı yurtta kardeş gibi büyümüşlerdir. Azra hem onu korumuş kollamıştır. Çilem yetim büyüdüğü için artık hayatta hep iyi şeyleri hak ettiğini düşünür çünkü o acıları küçükken çekmiştir. Çok kıskanç bir kızdır
Burak Yamantürk (Kenan Soykan) Burak Yamantürk 23 Aralık 1983 Kocaeli doğumludur. 36 yaşında olan Burak Yamantürk Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar mezunudur. Aslen Sivaslı olan Burak Yamantürk ilk olarak Veda dizisi ile ekranlarda boy göstermiştir. Yine 2017 yılında İçimdeki Fırtına dizisinde Fırat ve 2015 yılında Acı Aşk dizisinde Mehmet karakteri ile yer almıştır. Burak Yamantürk son olarak Kayıtdışı dizisinde Arda karakteri ile yer almış ama dizi tutmamıştır. Burak Yamantürk ünlü oyuncu Özge Özprinççi ile aşk yaşamaktadır.
Kenan Güneşli Bahçe kasabasının çek senet mafyasıdır. Aslında içinde temiz bir çocuk vardır ama parayı bu yolla kazanmayı öğrenmiştir. Hayatından çok kız gelip geçmiştir ama Deren ile tanışınca gerçek aşkı bulur.
Melis Sezen (Deren Mutlu) 1993 İstanbul doğumlu olan Melis Sezen 26 yaşındadır ve Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümü mezunudur. Melis Sezen Siyah İnci dizisinde hayat verdiği Ebru karakteri ile en önemli ekran deneyimini yaşamıştır. Murat Dalkılıç ile yaşadığı aşk söylentileri ile tanınan Melis Sezen Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde hayat verdiği Asya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır. Melis Sezen ilk başrol deneyimini ise Leke dizisinde hayat verdiği Yasemin karakter yaşamış ve dizisi tutmasa da ismini Türkiye’ye öğretmeyi başarmıştır. Melis Sezen profesyonel dansçıdır.
Deren çalıkanlığı ile tıp fakültesini derece ile bitirmeyi başarmıştır. Deren hem disiplinli hemde çalışkan bir kızdır. Ders çalışmaktan güzelliğini görecek vakti olmamış. Kenan’ı görene kadar da aşk nedir bilmemiştir.
Özge Özacar (Azra Yılmaz) 1993 İstanbul doğumlu olan Özge Özacar Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunudur. İlk olarak Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile ismini duyuran Özge Özacar 1.64 boyunda ve 54 kilodur. Son dönemde Dolunay ve Lise Devriyesi dizileri kadronda yer almıştır. Lise Devriyesinde hayat verdiği Meltem karakteri çok sevilmiştir. 2019 da Hababam Sınıfı Yeniden filminde Didem karakterine hayat vermiştir. 2017 yapımı Meryem dizisinde ise Naz olarak yer almıştır. İcon-talent menajerliğin oyuncusudur.
Azra Cahide’nin en küçük kızı Çilem’in yurttan arkadaşıdır. Barda şarkı söyleyerek para kazanmak zorundadır. En büyük isteği ise albüm yapmaktır. Güzel bir sesi vardır ama tam bir arızadır. Güneşli Bahçe köyüne gelince Mahir’e aşık olur ama Mahir’in İpek’e aşık olduğunu tez zamanda anlar ve yıkılır.
Burak Çelik (Mahir Denizhan) Burak Çelik 1992 İstanbul doğumludur. 27 yaşında olan Burak Çelik manken, model ve dizi ve film oyuncusudur. 2013 Best Model of Turkey ve World birincisi olan Burak Çelik tescilli bir yakışıklıdır. Burak Çelik’i biz Karagül dizisinde canlandırdığı Serdar karakteri ile tanıdık. Sonrasında Ardından Hayat Sevince Güzel dizisinde ilk başrol deneyimi yaşayan Burak Çelik çok sevilmiştir. Burak Çelik son olarak Söz dizisinin 3. sezonunda Selim karakterine hayat vermiştir.
Mahir marangozluk ve dekorasyon işleri ile uğraşmakta. Kısa süre önce anne ve babasını kaybediyor ve bundan sonra biraz yalnız kalmak istiyor. Güneşli Bahçe halkı Mahir’i çok sever ve sayar. Adaletli bir gençtir. insanlara yardım etmek en büyük zevkidir. Sıcak kanlı bir adam olmasına rağmen yalnız olmayı ister. İpek’e aşıktır ama çok kimse bilmez.
Mihriban Er (Perihan) Mihriban Er son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinde yer almış ve Sevil karakterine bir kaç bölüm hayat vermişti. Mihriban Er 1966 İstanbul doğumlu ve 53 yaşında ki deneyimli sinema ve dizi oyuncusudur.Se
Sevgili Geçmiş dizisinde Perihan gelinlik ve moda tasarımcısı olarak kasaba da sevilen bir esnaftır.
Renan Bilek (Komiser Akif) Renan Bilek Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde hayat verdiği Süleyman karakteri ile tanınmıştır. 1968 İstanbul doğumlu olan Renan Bilek 51 yaşındadır ve Galatasaray Lisesi mezunudur. Sadece oyuncu değil aynı zamanda da ses sanatçısı olan Renan Bilek son olarak Yeşil Deniz Hilmi Çakırlı olarak yer almıştır.
Renan Bilek Sevgili Geçmiş dizisinde Akif isminde bir komisere hayat verecektir. Akif İpek’in annesi Afet’e aşıktır.
Hülya Duyar (Afet) 1970 Sivas doğumlu olan Hülya Duyar artık 49 yaşının içindedir. Televizyon sektörüne kuaför ve makyöz olarak giren daha sonra bir kaç projede yer alıp çok beğenildikten sonra oyunculuk eğitimleri alan Hülya Duyar özellikle Evlat Kokusu ve Karagül dizilerinde hayat verdiği karakter ile çok tanınmıştır. Hülya Duyar son olarak Nefes Nefese dizisinde Kıymet Hala olarak yer almıştır
Sevgili Geçmiş dizisinde Afet İpek’in annesi olarak ekranlarda yer alacaktır.
Zeynep Gülmez (Müjgan Kutlu) 1974 Bursa’da doğumlu olan Zeynep Gülmez 45 yaşının içindedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümü mezunu olan Zeynep Gülmez Yeşil Deniz dizisi ile televizyonda çok sevilmiştir. Zeynep Gülmez son olarak Kocaman ailem dizisinde Jale Ateş olarak ekranlarda yer almıştır. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu olarak göreve başlayan Zeynep Gülmez sayısız tiyatro oyununda yer almıştır. Zeynep Gülmez’in ilk dizisi ise Mahallenin Muhtarları dizisi olmuştur.
Müjgan başarılı bir psikologtur. Evladı olmayınca Deren’i evlatlık olarak alır ama ona evlatlık olduğunu söylemez. Sonradan bir evladı olunca Deren’i sevememiştir.
Şahin Ergüney (Harun Kutlu) Şahin Ergüney 1962 doğumludur ve 57 yaşındadır. Hem oyuncu hemde seslendirme sanatçısıdır. Asuman Ergüney ile evlidir. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur.
Harun Deren’in babasıdır. Başarılı bir doktordur. Kendi hastahanesi vardır.
Yunus Narin (Aras Kutlu) Yunus Narin 1989 İzmir doğumludur ve 30 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunudur Sinema ve Televizyon okumuştur. İlk olarak Yılanların Öcü dizisinde yer aldı. Aktif olarak tiyatro ile ilgilenmektedir. Yunus Narin son olarak İstanbul’lu Gelin dizisinde Garip karakterinin gençliğini oynamıştı. Yunus Narin Sevgili Geçmiş dizisinde Aras karakterine hayat verecek.
Sevgili Geçmiş dizisinde Aras yakışıklı bir gençtir. Deren’in üvey erkek kardeşidir. Deren evlatlık olarak alındıktan sonra Aras doğmuştur. Gezmeyi tozmayı seven bir gençtir. Müjgan ile Harun’un biricik evladıdır.
Yurdaer Okur (Tekin Malik) 1974 Samsun’da doğumlu olan Yarbay Aydın 45 yaşında yakışıklılığı ile hala genç kızların dikkatini çeken bir karizmadır. Hacettepe’de tiyatro eğitimi alan Yarbay Aydın uzun süredir dizi piyasasında yer alsa da Yeter dizisinde hayat verdiği Yekta karakteri ile tanınmıştır. Hem psikopatı hemde başrolü en iyi oynayabilen oyunculardan biri olan Yarbay Aydın Alıja dizisi ile ismini dünyaya duyurmayı başarmıştır; zira dizi de İzzetbegovic olarak izleyici ile buluşan Yarbay Aydın büyük beğeni toplamıştır. 2017 de uyuşturucu kullandığı gerekçesi ile göz altına alınan Yurdaer Okur sıkıntılı günler yaşasa da son olarak 2018 de Nöbet dizisinde Binbaşı Barış Kalender ve 2019 da 7. Koğuştaki Mucize filminde Yarbay Aydın olarak yer almıştır. Yurdaer Okur Sevgili Geçmiş dizisinde konuk oyuncu olacak ve ilk bölümde ölerek ekranlara veda edecek.
Tekin başa bela bir adamdır. Güneşli Bahçe kasabasının zengin ve güçlü adamlarından biridir. İpek ile bir sözleşme imzalayan Tekin İpek’i zorla kendisi ile evlenmeye ikna eder. Ailesini kurtarmak isteyen İpek kendini feda eder ve Tekin ile evlenmeyi kabul eder; ancak Tekin İpek’i oğlu Sinan’dan kıskanır ve İpek’i döver. İpek Tekin’den kurtulayım derken Tekin merdivenlerden düşer ve ölür.
Burak Demir 1978 Ankara doğumlu olan Burak Demir şuanda 31 yaşındadır. Bilkent Üniversitesinde Tiyatro eğitimlerini tamamlayan Burak Demir ilk olarak 2000 yılında “Bizim Evin Halleri” dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmıştır. Arka Sokaklar ve Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerde önemli rollerde yer alan Burak Demir asıl çıkışını Şevkat Yerimdar dizisinde hayat verdiği Niko ve Diriliş Ertuğrul dizisinde ise Sivas Valisi Hüsamettin Karaca karakterleri ile yakalamıştır.
Dizi film yapımcısıdır. Sapık ve güçlü bir adamdır. Çok parası vardır.
Melih Selçuk (Refik) Melih Selçuk 7 Şubat 1984 Mardin doğumludur. Çok zeki bir insan olan Melih Selçuk Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü mezunudur. Fen lisesi öğrencisidir. İlk olarak 2008 yapımı Süt filminde yer almıştır. Melih Selçuk Pis Yedili ve Adını Feriha Koydum dizilerinde de yer almıştır.
Refik Tekin’in yıllar önce hizmetine aldığı kimsesiz bir çocuktur. Tekin beyin genel ayak işlerine Refik bakar. Tekin beye bağlıdır ondan başka da gidecek bir yeri yoktur. Temiz kalpli bir adamdır. Tüm kötülükleri Tekin’e yaranmak için yapmıştır.
Çiçek Acar (Gülistan) Çiçek Acar 16 kasım 1981 İzmir doğumludur. Güzel oyuncu şuanda 38 yaşındadır ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk derslerini tamamlamıştır. 2014 yapımı Hatsız Kulmaz dizisi ile ünlenmiştir. Çiçek Acar son olarak Cennetin Gözyaşları dizisinde Nilgün karakteri ile yer almıştı.
Seray Ercan(Ebru) Sevgili Geçmiş dizisinde Ebru karakteri ile Seray Ercan diziye ilerleyen bölümlerde dahil olacak
Sevgili Geçmiş Burak Burak Çilem’in sevgilisidir. Çilem’in karnında Burak’ın bebeği vardır. Çilem’i çok sevmektedir.
Sevgili Geçmiş 2. Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Nerede Çekiliyor? Sevgili Geçmiş dizisi çekimleri için Ece Uslu ve Emre Kınay İzmir Urla’da bir araya geldi. Önce Urla’da bir otele yerleşen Sevgili Geçmiş dizisi başrol oyuncuları Urla çekimleri boyunca bu otelde konaklayacak.
Sevgili Geçmiş dizisinin köy/kasaba çekimleri ise İzmir’in Urla ilçesinin Kuşçular köyünde gerçekleşecek. Eşsiz doğası ve rüzgar gülü manzaraları ile izleyicinin çok seveceği Kuşçular köyü Sevgili Geçmiş dizisi ile turistik bir köy olacak.
İzmir ile Urla’nın Kuşçular köyü arası 43 km’dir. İçerinde çok sayıda site ve kooperatif bulunmaktadır.
Sevgili Geçmiş Dizisinden Ayrılan Oyuncular Erkan Petekkaya (Konuk Oyuncu) 1970 Elazığ doğumlu olan Erkan Petekkaya 49 yaşındadır. Didem Petekkaya ile evli olan başarılı oyuncunun Cem Cano Petekkaya isminde bir evladı var. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Erken Petakkaya 28 yaşında ilk dizisini çekmiştir. Erkan Petekkaya’nın tanınması ise Aynalı Tahir dizisi ile olmuştur. Özellikle Beyaz Gelincik dizisi sonrası büyük bir üne kavuşmuştur.
Erkan Petekkaya’nın erkek başrol olarak yer aldığı Öyle Bir Geçer Zaman ki ve Dila Hanım döneminin en iyi dizileri arasın da gösterilse de oyuncu Paramparça dizisinde hayat verdiği Cihan karakteri ile ismini artık dünyaya duyurmuştur. Son olarak Vurgun dizisinde yer alan Erkan Petekkaya ne yazık ki son iki dizisinde 10 bölümü geçememiştir.
Erkan Petekkaya Sevgili Geçmiş dizisi yapımcısı Süreç Film ile 2020 de bir dizi yapmak için anlaşma imzaladı anlaşmada ise Sevgili Geçmişte bir bölüm konuk oyuncu olmak için de imza attı. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:48 fragmanlife Ramo Dizisi Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu

Ramo Dizisi Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu İlk bölümün yeniden çekileceği açıklanan Ramo dizisinin 3 Aralık 2019 Salı günü yayında olması planlanıyor.
Başrollerini Murat Yıldırım, Esra Bilgiç, Görkem Sevindik ve Cemre BAYSEL’in üstleneceği BKM Film’in Ramo dizisi ekim ayında Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkacak. Ramo dizisi bir mafya dizisi olarak ekranlarda yer alacak.
Ünlü yönetmen Mustafa Şevki Doğan’ın yönetmen koltuğunda oturacağı Ramo dizisinin senaristliğini son olarak Muhteşem Yüzyıl serisinde senarist olarak yer alan Yılmaz Şahin üstlenirken dizinin müziklerini Aytekin Ataş hazırlayacak. Aytekin Ataş son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinin müziklerini hazırlamıştı. Ramo dizisi yapımcısı BKM Film 23 Eylül pazartesi günü Ramo dizisinin çekimlerine İstanbul’da başlayacak. Bir kaç bölüm İstanbul’da yapılacak çekimlerinden ardından Ramo dizisi seti kalıcı olarak Adana’ya kurulacak.
Ramo Dizisi Konusu Ramo dizisinde iki aile arasında sürüp gelen büyük bir mücadele ve ve bu mücadelenin ortasında yeşerecek büyük bir aş anlatılacak. Ramo dizisi İnternette yayınlanan “Sıfır Bir” dizisi benzeri bir Adana dizisi olacak. Ramo dizisinde Adanalı deli dolu ama haysiyetli bir genç olan Ramazan ile Sibel’in imkansız aşkı farklı bir dil ile anlatılacak.
Ramo Oyuncuları Murat Yıldırım (Ramazan) Ramo Murat Yıldırım 13 Nisan 1979 Konya doğumlu olan Murat Yıldırım 20 yıldır dizi ve sinema sektöründe sunucu ve oyuncu olarak yer almaktadır. Burçin Terzioğlu ile 2008-2014 yılları arasında 6 yıl evli kalan Murat Yıldırım 2016 yılında Faslı güzel İmane Elbani ile evlidir. Aslen Mardinli olan Murat Yıldırım Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunudur. Murat Yıldırım amatör tiyatrocu olarak başladığı oyunculuk kariyerine 2003 yapımı Ölümsüz Aşk dizisi ile ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşamıştır.2006 yılında yer aldığı Fırtına dizi ile ünlenen Murat Yıldırım Tuba Büyüküstün ile Asi dizisinde baş rolü paylaştı ve büyük bir üne kavuştu. 2016 da Gecenin Kraliçesi dizisinde yer alan Murat Yıldırım 2017 den beri Kim Milyoner Olmak İster de sunucu olarak yer almaktadır. Son dönemde ise sinema filmlerinde yer almaktadır Kocan Kadar Konuş Sonsuz Aşk Can Ayla ve İlk Öpücük filmleri yer aldığı sinema projeleridir.
Ramazan ve Sibel’in aileleri yıllar önce yaşanan bir kavga sonrası bir birlerine küsmüşler ve aralarında büyük bir çekişme başlamıştır. Ramazan ilerleyen yaşına rağmen evlenmemiş çünkü kendilerine düşman olan ailenin kızı Sibel’e yani imkansıza tutulmuştur. Ramazan tam anlamıyla bir Çukurovalı’dır. Kro giyinir kro yürür ama kalbi çiçek gibidir.
Esra Bilgiç (Ramo Dizisi Sibel) Esra Bilgiç 1992’de Ankara’da dünyaya gelmiştir. 27 yaşında olan deneyimli oyuncu Hacettepe Üniversiteside Arkeoloji eğitimi almıştır; ancak arkeolog değil oyuncu olmak isteyince özel oyunculuk dersleri almıştır. İlk olarak Diriliş Ertuğrul dizisi deneme çekimlerinde katılan Esra Bilgiç duru güzelliği ile dizi de kadın başrol olan Halime hatun karakterini kapmış ve tek dizi ile dünya starı olmayı başaran nadir oyunculardan oluştur. 1.77 cm boyunda ve 50 kg olan Esra Bilgiç 50 2016 da futbolcu Gökhan Töre ile evlenmiş ve Diriliş Erutuğrul dizisinde ayrılmıştır. Son olarak Bir Umut Yeter dizisi kadrosunda kadın başrol olarak yer alan Esra Bilgiç dizinin erken final yapması ile hayal kırıklığı yaşamıştır.
Ramo dizisinde Ramo’nun sevdiği kadındır Sibel. Güzelliğinin yanı sıra Sibel bir adalet kadınıdır ve başarılı bir avukattır. Ramo’ya da deliler gibi aşıktır.
Sacide Taşener (Sabahat) 1960 Isparta doğumlu olan Sacide Taşaner şuanda 59 yaşındadır. Antalya Büyük Şehir Belediyesi Tiyatro oyuncusu olan Sacide Taşener Diriliş Ertuğrul dizisinde Gündoğdu Bey karakteri ile yer alan Kaan Taşener’in annesidir. Sacide Taşaner bir çok tiyatro oyununda sinema filminde yer alsa da asıl tanınması Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Neriman karakteri ile olmuştur. Aslında dikkatli izleyiciler Sacide Taşaner’i Fatma Gül’ün Suçu ne dizisinde hayat verdiği Halide karakteri ile de tanırlar. Sacide Taşener son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Hatice ve Zengin ve Yoksul dizisinde Nefise karakterlerine hayat vermiştir.
Ramo dizisinde Sabahat karakteri Ramazan’ın annesidir. Gözü pek korkusuz ve çocukları için vefakar bir annedir.
Görkem Sevindik (Boz) Görkem Sevindik 1986 Adana doğumludur ve 33 yaşındadır. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk dersleri alan Görkem Sevindik Kurtlar Vadisi Pusu dizisi ile ünlenmiştir. Son olarak ise Söz dizisinde Mücahit karakteri ile milyonların sevgilisi olmayı başarmıştır. Görkem Sevindik aslen Adana’lı olduğu için bir Adana dizisinde oynamayı çok istemektedir. Kurtlar Vadisi serisinin yapımcısı Pana Filmin keşfettiği ve eğitim verdiği isimlerdendir.
Boz Ramo yani Ramazan’ın can dostu ve yakın arkadaşıdır.
Cemre BAYSEL (Fatoş) Cemre BAYSEL 1999 İzmir doğumludur ve şuanda 20 yaşıın içinde oldukça genç ve ünlü bir yetenektir. Ege Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü öğrencisidir. Cemre BAYSEL’i Trt 1 ekranlarında yayınlanan Elimi Bırakma dizisinde hayat verdiği Melis karakteri ile tanıdık ve sevdik. İlk olarak Trt 1’in Yeşil Deniz dizisi kadrosunda yer alan ve oyunculuğu ile yapımcıların dikkatini çeken Cemre Baysel daha sonra İsimsizler ve Payitaht Abdulhamid dizileri kadrosunda da yer almayı başarmıştır. Geleceğin önemli kadın başrol oyuncuları arasında gösterilmektedir.
Fatoş Ramo’nun güzeller güzeli kız kardeşidir.
Burcu Cavrar (Cavidan) Burcu Cavrar Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. So dönemde Aşkın Bedeli, Gönül İşleri, Poyraz Karayel ve Siyah Beyaz Aşk gibi dizilerde yer alma başarısı gösteren 30 yaşında ki güzel oyuncu bir türlü parlamayı başaramamıştır. 1.72 cm bpyunda ve 52 kg olan Burcu Cavrar 1989 doğumludur. Siyah Beyaz Aşk dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır.
Ramazan’a aşık güzel bir kızdır Cavidan ama hiç bir zaman hayallerine kavuşamayacaktır.
İlker Aksum 1971 de Isparta’da doğan İlker Aksum 2019 yılı itibari ile 48 yaşının içindedir. Başarılı oyuncu İlker Aksum ilk olarak Yabancı Damat dizisi ile sevilmiş ve kendini ispat etmiştir. Sonrasında çok aranan bir oyuncu olacan İlker Aksım Canım Ailem Muhteşem Yüzyıl, Yeşil Deniz, Hayatımın Aşkı ve Poyraz Karayel gibi dizilerde çok önemli rollerde yer almıştır. İlker AKSUM son olarak Mehmetçik Kutul Aare dizisinde Cox karakteri ile yer almıştır.
Yiğit ÖZŞENER Yiğit ÖZŞENER 6 Nisan 1972 İzmir doğumludur ve 47 yaşındadır. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme bölümü mezunu olan Yiğit Özşener son olarak Cesur ve Güzel dizisi kadrosunda yer almış ve hayat verdiği Rıza karakteri ile dikkat çekmiştir. 2018 de ise Bozkır isimli internet dizisinde Seyfi Tahiroğlu olarak yer almıştır. 2001 yılından beri tiyatro ile ilgilenmektedir. Özellikle Ezel dizisinde ki Cengiz karkateri ile dikkat çekmiştir.
İlhan Şen (Neco) İlhan Şen Şahin Tepesi dizisi ile ünlü olmuştur. Şahin Tepesi dizisinde hayat verdiği Mete karakteri ile dikkat çeken İlhan Şen daha sonra Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Façalı’nın Oğlu Erman olarak yer almış ve çok beğenilmiştir.
1987 Bulgaristan doğumlu olan İlhan Şen 2008 Best Model finalistlerinden biridir. İlhan Şen Perspective isimli kısa filmde yer alarak yapımcılara kendini tanıtmıştır. Daha önce modellik yapan İlhan Şen uzun boyu, fit vücudu ve asık suratıyla ile tam bir kabadayı veya sokak serserisi tipindeydi. Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat mühendisliği mezunudur. 1,89 cm boyunda olan İlhan Şen 32 yaşındadır.
Yıldırım Gücük Yıldırım Gücük 1973 Mersin doğumlu 46 yaşında olan deneyimli tiyatro ve dizi oyuncusudur. Selçuk Üniversitesi Konservatuvar mezunudur. Bir çok tiyatro oyununda yer aldıktan sonra Trt 1 ekranlarında yayınlanan Mehmetçik Kutlu Zafer dizisi ile ismini duyurmuştur. 2017 de ise Savaşçı dizisi kadrosunda bir kaç bölüm yer almıştır.
İdil Fırat İdil Fırat 1972 doğumlu ve 47 yaşında olan güzeller güzeli sinema ve dizi oyuncusudur. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümünden mezun olmuşur ve İzmir ile Ankara Devlet tiyatrolarında oyunlarda yer almıştır. Son olarak 2015 de Poyraz Karayel diziside Despina karakterine hayat vermiştir. Son dönemler ismi soy ismi ile aynı olan Mert Fırat ile aşk dedikodularına karışmıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy 28 yaşındadır. Adanalı dizisi ile tanınan Rüzgar Aksoy en büyük çıkışını Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile yakalamıştır. 2017 de Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisinde yer alan ve 2018 de Yüz Yüze isimli internet dizisinde yer alan Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakterine hayat vermiş ve büyük beğeni toplamıştır.
Nilüfer Açıkalın Nilüfer Açıkalın 1967 İstanbul doğumludur ve hem oyuncu hem de yazardır. Mimar Sinan Üniversitesi konservatuvar mezunu olan Nilüfer Açıkalın Devlet Tiyatrosu sanatçısıdır. Son olarak 2014 yapımı Paşa Gönlüm dizisinde Nermin karakterine hayat vermiştir.
Nebil Sayın 1971 İstanbul doğumlu olan Nebil Sayın 48 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro mezunu olan Nebil Sayın uzun yıllar tiyatroda yer almış ve televizyon işlerinden uzak durmuştur; ancak kendisine Muhteşem Yüzyıl gibi bir diziden teklif gelince dayanamamış ve ilk kez bir dizi de yer almıştır. Daha sonra Suskunlar ve İntikam gibi dizilerde yer alan Nebil Sayın’ın en çok tanındığı proje ise İçerde dizisinde hayat verdiği Coşkun karakteri olmuştur. Daha sonra Ay yapım ile yoluna devam eden Nebil Sayın 2018 de Çukur dizisinde Berber Muhittin karakter ile milyonları ekrana kilitlemeyi başarmıştır. 2019 da ise Payitaht Abdülhamid dizisi kadrosunda yer almıştır.
İlkay Kayku İlkay Kayku Atalay Beni Affet dizisi ile tanınan bir oyuncudur ve 1972 Kastamonu doğumludur ve 163 cm boyundadır ve 54 kg ağırlığındadır. Ankara Üniversitesi oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Deniz Yıldızı dizisinde oyunculuğa başlamıştır. Behzat Ç. ve Beni Affet dizilerinde de yer almıştır.
Efsane Odağ Efsane Odağ 1986 İzmir doğumludur ve 33 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk ile birlikte Yoga eğitmeni olarak da görev yapmaktadır. Son olarak Avlu dizisinde yer alsa da Acı Aşk ve Meryem gibi dizilerde de yer almıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy Adanalı dizisi ile tanınmıştır. Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile ünlenen Rüzgar Aksoy son dönemde Yunus Emre Aşkın Yolculuğu ve Yüz Yüze dizilerinde de yer almıştır. Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakteri ile de yer almıştır.
Hakan Salınmış Hakan Salınmış Ferhunde Hanımlar dizisi ile tanınmıştır. 1964 Ankara doğumlu olan Hakan Salınmış 55 yaşındadır. Ankara Sanat Tiyatrosunda uzun yıllar görev yapan Hakan Salınmış emekli bir devlet sanatçısıdır. Hakan Salınmış son olarak Vatanım Sensin dizisinde Eşref karakterine hayat vermiş ve ustalığı ile gençlere ders vermiştir. Yeni nesi ile Hakan Salınmış’ Muhteşem Yüzyıl Kösem’de hayat verdiği Lala Mehmet Paşa karakteri ile tanır. Hakan Salınmış son olarak Tek Yürek dizisinde Belediye Başkanı olarak yer almıştır.
Leyla Kader İlhan Leyla Kader İlhan 23 Temmuz 1970 Samsun doğumludur ve 49 yaşının içindedir. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Leyla Kader İlhan Ramo dizisinden önce 2017 de Seven Ne Yapmaz dizisinde Aliye ve Kra Sevda dizisinde Esma karakterine hayat vermiştir.
Burak Tamdoğan 1971 Ankara doğumlu olan Burak Tamdoğan ODTÜ’de Psikoloji eğitimi alırken psikolog değil oyuncu olmaya karar vermiş ve Ankara Üniversitesinde Tiyatro Bölümünü geçerek başarı ile mezun olmuştur. Burak Tamdoğan son olarak Kara Para Aşk dizisinde gösterdiği başarı ile beğeni toplamıştır. Burak Tamdoğan devam eden Elimi Bırakma dizisinde Azmi Yeleknci olarak yer almış ancak senaryoda ki yeri bitince diziden ayrılmıştır.
Deniz Gürzümar Deniz Gürzümar hem oyuncu hemde şarkıcıdır. 12 Mayıs 1990 Ankara doğumlu olan Deniz Gürzümar 29 yaşındadır ve Haliç Üniversitesi Konservatuvar Bölümü mezunudur. Rap şarkıları söyleyen Deniz Gürzumar son olarak İçerde dizisinde yer almış hatta şarkı yapmıştır dizi için.
Hakan Cömert Ramo Dizisinden Teklif Gelen Oyuncular İsmail Ege Şaşmaz 1993 Manisa doğumlu olan İsmail Ege Şaşmaz 26 yaşındadır. 76 kg olan yakışıklı oyuncu İsmail Ege Şaşmaz 183 cm boyundadır. Manisa Belediyesi Konservatuvarında oyunculuk eğitimi alan İsmail Ege Şaşmaz Dila Danışman ile sevgilidir. İlk olarak Güneşi Beklerken dizisinde yer alan ve oyunculuk becerilerini geliştiren İsmail Ege Şaşmaz Aşk Laftan Anlamaz, Aşk Yalanı Sever, Serçe Sarayı ve Günebakan dizilerinde yer almıştır. 2017 de Lise Devriyesi dizisinde yer alsa da dizisi sevilmemiş erken final yapmıştır. İsmail Ege Şaşmaz son olarak Mehmetcik Kut-ul Amare dizisinde Mehmet karakteri ile baş rolde yer aldı.
Ekin Koç 21 Haziran 2992 Antalya doğumlu olan yakışıklı yetenek Ekin Koç 27 yaşındadır. Bilgi Üniversitesinde İşletme eğitimi alan Ekin Koç İstanbulda bulunan Akademi 35 Buçuk’ta oyunculuk dersleri almıştır. Üniversite döneminde Sana Bir Sır Vereceğim dizisi deneme çekimlerine katılan ve büyük bir beğeni toplayan Ekin Koç daha sonra Benim Adım Gültepe dizisinde hayat verdiği Seyfi karakteri ile ünlü olmayı başarmıştır. Son olarak ise Ali ve Nino ve Şampiyon filmlerinde yer almıştır. Ekin Koç’un dünyada tanınmasını sağlayan dizi ise Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisi olmuş dizi de 1. Ahmet’e hayat vermiştir.
Sinem Kobal (Pelin) Sinem Kobal 14 Ağustos 1987 de İstanbul’da doğmuştur. Önce ismi çokça Arda Turan ile anılan ve uzun süre ünlü oyuncu ile aşk yaşayan Sinem Kobal 2016 yılından beri ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu ile birliltedir ve mutlu bir evlilikleri vardır.
2001 yılında çocuk oyuncu olarak başladığı sanat hayatında son yılları oldukça kötü geçmiştir. Rize, Hemşinli bir ailenin kızı olan Sinem Kobal Selena dizisi ile ünlenmiştir. Dormen Tiyatrosunda oyunculuk eğitimi alan ve üniversite dönemine kadar Lise Defteri, Hürrem Sultan ve Dadı gibi dizilerde yer almış daha sonra da Beykent Üniversitesinde Sahne ve Gösteri Sanatları eğitimi almış ve üniversite mezunu olmuştur. Son olarak 2017 de Yüz Yüze isimli ineternet dizisinde yer almış ve bir nebze başarı duygusunu tatmıştır; daha önce yer aldığı Analar ve Anneler dizisi tutmamıştır. Gönül İşleri dizisinde ki Sevda karakteri yine başarıyı yakaladığı başrolde olarak yer aldığı başka projedir.
Ayça Ayşin Turan 1992 de İstanbul da hayata gözlerini açan Ayça Ayşin Turan şuanda 28 yaşındadır ve kariyerinin adeta zirvesindedir. İstanbul Üniversitesinde radyo ve sinema eğitimi alan güzel oyuncu 2013 yapımı Șefkat Tepe dizi ile oyunculuğa başlamıştır. . Ayça Ayşin Turan asıl yükselişi ise Karagül dizisinde hayat verdiği Ada karakteri ile olmuştur. Güzelliğini ve yeteneğini ispat eden Ayça Ayşin Turan ilk başrol deneyimini ise 2018 yapımı Meryem dizisi ile yaşamıştır. 2019 da bir Netflix’in dizisi olan Hakan Muhafız’da yer alan yetenekli oyuncu dizi de hayat verdiği Leyla karakteri ile dünyaya ismini duyurmuştur.
Fatoş Ramazan’ın aşık olduğu güze ve harbi kızdır.
Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli oldukça ve dizinin oyuncu kadrosuna yeni isimler dahil oldukça sayfamıza eklenecektir.
Ramo Dizisi İle İlgili Eski Bilgiler
Ramo dizisinde bir çok erkek başrol oyuncusu olacağı bu oyunculardan birinin de son olarak Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde yer alan Ekin Koç olacağı da gelen bilgiler arasında;
Hakan Muhafız dizisinde yer alan Ayça Ayşin Turan Ramo dizisi içinde BKM Film ile görüşüyor. Kulağımıza gelen bilgilere göre Ramo dizisinde Ramazan karakterinin aşık olacağı Sibel karakteri için ise genç oyuncu Cemre BAYSEL ile görüşmeler sürüyormuş.
Bkm Film Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli olmaya devam ediyor. Adana’da çekilecek ve bir mafya dizisi olacak Ramo dizisi için son olarak Söz dizisinde Mücahit Serdengeçti karakteri ile büyük bir çıkış yakalayan Görkem Sevindik ile anlaşma yapıldı.
Çekimlerine 23 eylül de başlanacak Ramo dizisinin ekim ayı sonunda yayın hayatına başlayacak. Ramo dizisinin erkek başrol oyuncusu son olarak Kim Milyoner Olmak İster’i sunan Murat Yıldırım olurken dizinin kadın başrol oyuncusu ise Esra Bilgiç oldu. Ramo dizisinin çekimlerinin Adana’da gerçekleşecek olması oyuncular için oldukça dez avantaj oluşturuyor.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:46 fragmanlife Yalniz Kurt Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri

Yalnız Kurt Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Yeni Sezon hazırlıklarına devam eden kanallar da yeni dizi anlaşmaları tüm hızıyla devam ediyor. Bu dizilerde biri de Yalnız Kurt olacak. Dizinin oyuncuları, yönetmeni, senaristi ve konusu ile ilgili bilgileri yazımızın devamında okuyacaksınız.
Yalnız Kurt dizisi için bazı oyuncularla görüşüldüğü biliniyor. Dizinin yönetmeni ise Osman Sınav olacak. Osman Sınav daha önce Atv ekranlarında yayınlanan Sen Anlat Karadeniz dizisiyle büyük bir başarıya imza atmıştı. Osman Sınav’ın bugüne kadar yönetmen olarak yayınlanan filmleri en çok izlenen diziler arasında yerini almıştır. Osman Sınav’ın dizi ve filmlerinden bazıları; Ekmek Teknesi, Kurtlar Vadisi, Pars, Dolu Dizgin Yıllar, Sakarya Fırat, Deli Yürek, Kızıl Elma.
Yeni dizi Yalnız Kurt’un yapımcısı da başarılı filmlerde imzası bulunan Ay Yapım olacak. Çarpışma, Çukur, Fi gibi dizilerin de yapımcılığını üstlenen Ay Yapım Yalnız Kurt dizisi ile de beklenen reytingleri alacaktır diye düşünüyorum. Zira Osman Sınav ile yapılan diziler her zaman gündemde oluyor.
Dizinin senaristi Eylem Canpolat olacak. Eylem Canpolat’ı Karayazı, Gülperi, Kara Dayı, Lale Devri, Yer Gök Aşk, Kara Para Aşk, Siyah Beyaz Aşk gibi reytingleri yüksek dizilerden biliyoruz. Yalnız Kurt dizisinin hangi kanalda yayınlanacağı merak konusu, Dizinin Atv ekranlarında yayınlanması bekleniyor.
Yalnız Kurt Oyuncuları Atv ekranlarında yeni sezonda yayınlanacak olan dizide oyuncu arayışları devam ediyor. Dizide şu ana kadar herhengi biriyle anlaşma sağlanmasa da İbrahim Çelikkol ile görüşmelerin devam ettiği gelen haberler arasında. İbrahim Çelikkol’u izlenme rekorları kıran Fetih 1453 dizisinden hatırlıyoruz.
İbrahim Çelikkol Kimdir? İsmi Yalnız Kurt dizisi ile anılan İbrahim Çelikkol; 14 Şubat 1982 yılında Kocaeli’nde dünyaya gelmiştir. Oyunculuk yapmadan önce profesyonel olarak mankenlik yapmış. basketbol oynamıştır. İlk oyunculuk deneyimi Osman Sınav’ın yönetmeni olduğu Pars Narkoterör dizisi olmuştur. 2009 yılında “M.A.T.” 2010 yılında “Keskin Bıçak” ve “Karadağlar” dizilerinde oynadı.
2011 yılında İffet, 2012 yılında Fetih 1453 yılında Ulun-batlı Hasan rolüyle büyük bir çıkış yaşamıştır. Sonrasında sırasıyla Reaksiyon, Seddülbahir 32 Saat, Kördüğüm, Siyah Beyaz Aşk ve Muhteşem İkili dizilerinde boy göstermiştir.
Yakışıklı jönümüz 2017 yılında Mihre Mutlu ile evlidir. 1,87m boy ve 80 kg ağırlığa sahiptir. Oyuncunun hangi karakteri oynayacağı henüz belli olmadığı için sizlere detaylar geldikçe bilgiler vereceğiz. Dizinin diğer oyuncuları ile ilgili bilgiler de sayfamızdan yayınlanmaya devam edecek. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 17:01 masalokucomtr Elisha Cuthbert Kimdir

Elisha Cuthbert Kimdir
https://preview.redd.it/8iwk3mdl1oz31.jpg?width=700&format=pjpg&auto=webp&s=6f05afb644eb6d02f38271927f43af96f401ab93
Tam Adı: Elisha Ann Cuthbert Doğum Tarihi: 30.11.1982 Doğum Yeri: Calgary, Alberta, Canada Yaş: 37 Boy: 1,59 m Eşi: Dion Phaneuf ( 2013-) Ebeveynleri: Kevin Cuthbert, Patricia Cuthbert Kardeşleri: Lee-Ann Cuthbert, Jonathan Cuthbert Etkin Yıllar: 1996- Günümüz

Elisha Cuthbert Hakkında

Elisha Ann Cuthbert, 30 Kaım 1982 tarihinde Kanada’nın Calgary, Alberta şehrinde dünyaya gelmiştir. Ailesi ile birlikte Montreal’e taşınan Elisha Ann Cuthbert bu sayede az seviyede Fransızca öğrenme olanağı buldu ve bulunduğu çevreden oldukça etkidendi.
Kariyerine 1989 yılında çocuk kyafetleri için modellik yaparak başlayan Elisha Ann Curhbert, aynı zamanda ayakkabı modelliği de yaptı. İlk televizyon tecrübesi olarak değerlendirebileceğimiz Are You Afraid of the Dark? (Acaba Karanlıktan Korkar Mısınız?) dizisi, yine çocuklar için hazırlanmış korku temalı bir TV dizisidir. Sonrasında ise ‘’The Tale of the Nightshift’’ ‘de (Gece Vardiyası Hikayesi) genç bir kızın başından geçen olaylar silsilesinin anlatıldığı dizide oynama şansı yakaladı. Gençlik dönemini bu dizilerle tamamladıktan sonra nihayet ilk göz doldurucu performansını, bir aile dramının anlatıldığı Dancing on the Moon ( Ay’ın Dans Edişi) adlı dizide sergiledi. Bir oyuncu olarak kariyerinde hızla yükselirken ailesel-izlek konulu bir film olan Airspeed’ de (Hava Uçuşu) boy gösterdi. Jay Baruchel ile sunuculuğunu yaptığı Popular Mechanics for Kids ( Çocuklar İçin Popüler Mekanik) adlı programda yer aldı. Elisha’nın bu programdaki görevi tam olarak; ara ara gerek duyulan işleri muhabire iletmek ve yabancı muhabirin söyleyeceği cümleleri tespit ederek onu yanlış yapmaması için uyarmaktı.
Elisha Ann Cuthbert 2001’de Gemini Award ödülünü almaya hak kazandığı Kanada’daki Lucky Girl adlı filmde ilk beyaz perde deneyimini yaşadı ve yine o filmde güzel bir performans sergiledi. Mary Jane Watson karakteri için oyunculuk değerlendirmesine alındığı Spider-Man (Örümcek Adam) filminde ne yazık ki bu rolü Kirsten Dunts adlı bir oyuncuya kaptırarak hüsran yaşadı. Erken yaşta küçük roller ile bu işe başlaması Elisha Ann Cuthbert’in Hollywood kariyerini oldukça etkiledi. Old Sochool ve Love Actually gibi filmlerde çekici bir kadın rolünde oynama fırsatı yakaladı. Bundan sonraki filminde bir porno star olarak baş rol oyunculuğunu üstlendiği The Girl Next Door, Elisha Ann Cuthbert’de Danielle Emile Hirsch ile birlikte rol aldı. Filmin bazı sahneleri ile ilgili rahatsızlık duyduğunu belirten Elisha Ann Cuthbert sonrasında yönetmeni Luke Greenfield tarafından ikna edilerek rolünü profesyonel bir şekilde tamamladı. Rolü ile ilgili derin bir inceleme ve bilgi birikimine sahip olma isteği ile birçok hayat kadını ile iletişime geçip onlarla poz dahi verdi.

Elisha Cuthbert Filmleri

  • 2009 The Six Wives of Henry Lefay Barbara
  • 2008 My Sassy Girl (Hırçın Sevgilim) Jordan Roark
  • 2007 He Was a Quiet Man (Durgun Bir Adam) Vanessa
  • Captivity (Esaret) Jennifer Tree
  • 2006 The Quiet (Sessizlik) Nina Deer
  • 2005 House of Wax (Mumya Evi) Carly Jones
  • 2004 The Girl Next Door (Komşu Kızı) Danielle
  • 2003 Love Actually (Gerçek Aşk) American Goddess Carol-Anne
  • Old School (Eski Okul) Darcie Goldberg
  • 2001 Lucky Girl (Şanslı Kız) (TV) Katlin Palmerson Gemini Ödülü’nü Kazandı
  • 2000 Who Gets the House? (Kim Evde Olmak İster?) Emily Reece
  • 1999 Believe (İnanç) Katherine Winslowe
  • Time at the Top (Tepede Olma Zamanı) Susan Shawson
  • 1998 Airspeed (Havahızı) Nicole Stone
  • 1997 Mail to the Chief (Başkanın Postası) Madison Osgood
  • Nico the Unicorn(Tek Boynuzlu At) Carolyn Price
  • 1996 Dancing on the Moon (Ay’ın Dans Edişi) Sarah

Elisha Cuthbert Televizyon



kaynak: https://masaloku.com.telisha-cuthbert-kimdir.html
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.11.19 12:40 fragmanlife Limit Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri

Limit Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri Türk dizileri ile ilgili çok önemli yatırımlar yapan Beın Connect daha önce Babil dizisini çekmiş ve Babil dizisi için Aslı Enver, Halit Ergenç, Ozan Güven, Birce Akalay, Nur Fettahoğlu ve Mesut Akusta gibi isimler ile anlaşma imzalamıştı. Babil dizisinden çok önemli olumlu tepkiler alan Beın Connect daha Babil dizisini yayınlamadan şimdi de Limit dizisi için çalışmalara başladı. Limit dizisinin senaryosunu okuyan ve çok beğenen Beın Connect yönetimi kesinlikle bu senaryonun çekilmesini istedi.
Limit dizisinin senaryosu çok gizli tutulsa da başrollerinde Keren Bursin ve Afra Saraçoğlu’nun ismi geçiyor. Aynı zamanda Türkiye’de sporun önemli kanallarından olan Beın Connect spor yayınlarının yanı sıra Türkiye’de ki üyelerine orijinal içeriklerde sunmayı düşünüyor. Dünyada da bir çok üyesi bulunan Beın Connect Netflix gibi bir platform kurarak internet televizyonu piyasasından pay almak istiyor.
Bir aylık ücretsiz deneme özelliği de bulunan Beın Connect platformunda televizyonda yayınlanan tüm dizilerin tekrarını reklamsız izleme seçeneği sunarken; bir çok belgesel ve spor kanalını da ücretsiz üyelerine sunuyor.
Limit Dizisi Konusu
Limit dizisi aksiyon içerikli bir dizi olacak aynı zamanda içinde romantizmi de barındıracak.
Limit Dizisi Oyuncuları Birkan Sokullu 1985 İstanbul doğumlu olan Birkan Sokullu 34 yaşındadır. İlk olarak basketbol ile ilgilenen Birkan Sokullu profesyonel basketbol oynamış daha sonra manken olarak sektör değiştirmiştir. Maltepe Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı eğitimi alan Birkan Sokullu 2003 yılında yapılan Best Model of Turkey yarışmasında 3. olmayı başarmıştır. Ünlü oyuncu Aslı Enver ile bir evlilik geçiren Birkan Sokullu Aslı Enver’den ayrıldıktan sonra Berrak Tüzünataç ile bir ilişkiye başlamıştır.
Dolunay Soysert’in keşfetmesi ile oyunculuğa başlayan Birkan Sokullu Kurt Seyit ve Şura dizisinde hayat verdiği Petro karakteri tanınmış daha sonra Hayat Şarkısı dizisinde hayat verdiği Kerem karakteri ile ünlenmiştir. Son dönemde Yüz Yüze ve Yaşamayanlar isimli internet dizilerinde başrol de yer almıştır. Birkan Sokullu olarak Bir Aile Hikayesi dizisinde Berk karakteri ile yer almıştır.
Kerem Bursin Keren Bursin 4 Haziran 1987 İstanbul doğumludur ve 32 yaşının içindedir. 71 kg olan Kerem Bursin 179 cm boyu olan Kerem Bursinb fit ve kaslı bir vücuda sahiptir. Spor yapmayı çok seven Kerem Bursin aynı zamanda iyi bir boksördür. 2006 yılından beri sanat hayatı içinde yer alan Kerem Bursin 2014 yılunda GQ Men Of The year ödülünü kazanmıştır. 12 yaşında Amerika’ya giden Kerem Bursin Dünyanın bir çok bölgesinde yaşamıştır. Amerika da pazarlama ve iletişim eğitimi alan Kerem Bursin Amerika’da ek olarak oyunculuk eğitimleri almış ve tiyatro çalışmaları yapmıştır.
İlk olarak Kanal D’de yayınlanan Güneşi Beklerken dizisinde hayat verdiği Kerem Sayer karakteri ile tanınan Kerem Bursin daha sonra da Şeref Meselesi dizisinde yer almış ve çok sevilmiştir. 2017 yılına gelindiğinde Bu Şehir Arkandan Gelecek dizisinde Ali Smith karakteri ile başrolde yer alan Kerem Bursin son olarak 2018 de Muhteşem İkili dizisinde Mustafa Kerim Can karakteri ile yer almıştır. Türkiye de ve dünyada milyonlarca hayranı olsa da Kerem Bursin’in sinema ve dizi hayatı ne yazık ki başarısızlıklarla doludur. Türkiye’de oyunculuğa başladığı Güneşi Beklerken dizisi ile başarıyı yakalayan Kerem Bursin diğer dizileri ne yazık ki tutmamıştır. Kerem Bursin bence şansız bir oyuncudur. Oyunculuğu konusunda kimsenin tereddütü yoktur. Ünlü oyuncu Serenay Kaya ile uzun süreli bir ilişkisi olmuştur.
Kerem Bursin Limit dizisi ile bir kez daha bir aksyion dizisinde yer alacak ve güçlü bir karaktere hayat verecektir.
Afra Saraçoğlu 2 Aralık 1997 İstanbul doğumlu olan Afra Saraçoğlu 22 yaşının içindedir Türkiye’nin en güzel kızlarından biri olan Ara Saraçoğlu Eskişehir Anadolu Üniversitesi mezunudur. Güzelliği ile dikkat çeken Afra Saraçoğlu ilk olarak 2016 da Özcan Deniz’in İkinci Şans filminde oynamış ve yeteneğini gösterme şansı bulmuştur. Afra Saraçoğlu’nu Özcan Deniz Sosyal Medyada görmüş ve güzelliği ile dikkat çekeceğini düşündüğü için İkinci Şans filminde ona yer vermiştir.
Fazilet Hanım ve Kızları isimli Star Tv dizisinde Ece Çamkıran karakteri ile bir anda kendisini başrolde bulan Afra Saraçoğlu aynı yıl içinde Tolga Sarıtaş’ın da dikkatini çekince Tolga Sarıtaş’la da Kötü Çocuk filminde oynama şansı elde etmişti. Afra Saraçoğlu son olarak Kardeş Çocukları dizisinde Hayat karakteri ile bir kez daha izleyicinin karşısına çıkmıştır. Şuanda açık ara Türkiye’nin en güzel kızı olarak gösterilmektedir. Ünlü oyuncu Mert Yazıcıoğlu ile aşk yaşamaktadır.
Afra Saraçoğlu Limit dizisi ile ilk defa bir internet projesinde yer alacak ve ilk defa Limit dizisi ile bir aksiyion dizisinde yer alacaktır.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:38 fragmanlife Azadlik Saka Oyunculari Kadrosu

Azadlik Saka Oyunculari Kadrosu Türkiye’nin dünyada en çok tanınan ve en yakışıklı başrol oyuncularından Çağatay Ulusoy yeni bir film hazırlığında. Son olarak Netflix’te Hakan Muhafız dizisini iki sezon çeken Çağatay Ulusoy çok beğenilen projesinden sonra kendi film ve dizilerini çekmek için harekete geçti. Daha önce dünyaca ünlü oyuncumuz Erken Petekkaya’da kendi dizisini çekmek için yola çıkmış çektiği Kayıtdışı dizisi tutmayınca ve çok büyük zarar ederek geri yerine oturmuştu. Çağatay Ulusoy ise Erkan Petekkaya’dan ders çıkardı ve yüksek maliyetli bir dizi çekmek yerine bir sinema filmi ile kendini denemeye çıktı.
Daha önce İçerde dizisinde beraber yer aldıkları Nebil Sayın’ı da film için ikna eden Çağatay Ulusoy yeni filmi Azadlık Saka’nın senaryosunu da kendi yazdı. Profesyonel bir senarist olan Tolga Aydın da senaryo için de destek alan Çağatay Ulusoy en çok da Azadlık Saka da yönetmenlik yapacağı için heyecan yaşıyor. Böylelikle Çağatay Ulusoy bir filminde hem yapımcı; hem senarist hemde yönetmen olacak. Türk izleyicisi zaten Çağatay Ulusoy’un 10 parmağında 10 marifet olduğunu biliyor. Daha önce gitarı eline alan Çağatay Ulusoy milyonları peşine takmayı başarmıştı güzel sesi ile.
Çağatay Ulusoy yeni filmi Azadlık Saka için Kırklareli’ne de giderek mekan araştırmaya başladı. Azadlık Saka filmi için bir kaç cast ajansı ile de anlaşan Çağatay Ulusoy çok profesyonel bir iş çıkarmak istiyor ve beyaz perdede rekorlar kırmak istiyor. Son olarak İçerde dizisinden partneri Aras Bulut İynemli’nin 7. Koğuşta ki Mucize filminde yakaladığı başarı da Çağatay Ulusoy’un iştahını kabarttı.
Azadlık Saka Oyuncuları Çağatay Ulusoy 1990 da İstanbul’da hayata gözlerini açan Çağatay Ulusoy 29 yaşındadır ve kariyerinin zirvesindedir. Türkiye’nin açık ara en yakışıklı ve en çok sevilen erkek başrol oyuncusu olan Çağatay Ulusot Best Model of Turkey 2010’da da yakışıklılığı tescillemiştir. İstanbul Üniversitesinde Sulama Sistemleri eğitimi alan Çağatay Ulusoy Ayla Algan ve Akademi 35 Buçuk da oyunculuk eğitimleri almıştır. İlk olarak Adını Feriha Koydum dizisindeki Emir karakteri ile tanınan Çağatay Ulusot başrol olarak başlamadığı bir dizi de başrolü kapan tek oyuncudur herhalde dünyada. Daha sonra dizinin ismi Emir’in Yolu olarak değişmiştir. Medcezir ve İçerde dizileri ile bir dünya yıldızı olan Çağatay Ulusoy son projesi Hakan Muhafız dizisi ile dijitalde tüm dünyanın en çok izlenen dizilerinden birinde baş rolde yer almıştır.
Nebil Sayın 1971 İstanbul doğumlu olan Nebil Sayın 48 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro mezunu olan Nebil Sayın uzun yıllar tiyatroda yer almış ve televizyon işlerinden uzak durmuştur; ancak kendisine Muhteşem Yüzyıl gibi bir diziden teklif gelince dayanamamış ve ilk kez bir dizi de yer almıştır. Daha sonra Suskunlar ve İntikam gibi dizilerde yer alan Nebil Sayın’ın en çok tanındığı proje ise İçerde dizisinde hayat verdiği Coşkun karakteri olmuştur. Daha sonra Ay yapım ile yoluna devam eden Nebil Sayın 2018 de Çukur dizisinde Berber Muhittin karakter ile milyonları ekrana kilitlemeyi başarmıştır. 2019 da ise Payitaht Abdülhamid dizisi kadrosunda yer almıştır. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:30 fragmanlife Can Borcum Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri

Can Borcum Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri Can Yaman’ın Gold Film için çekeceği yeni dizisinin ismi belli oldu. Gold Film’in sahibi Faruk Turgut daha önce Can Yaman ile bir dizi çekeceklerini açıklamıştı. İşte bu dizinin ismi şimdilik Can Borcum olarak planlanıyor.
Son olarak Erkenci Kuş dizisinde Demet Özdemir ile partner olan Can Yaman Can Borcum dizisinde çok ünlü bir kadın başrol oyuncusu ile partner olacak ancak şuana kadar anlaşılan bir isim yok. Can Borcum dizisinin komedi ve aksiyon türünde olması bekleniyor.
2019 da en çok çıkış yapan oyuncu olan Can Yaman son yıllarda en çok değişen isimlerden biri de oldu. Gönül İşler dizisinde Can Yaman’ı Bedir karakter ile izleyenler şimdiki Can Yaman’ı gördüklerinde tanıyamazlar zira Can Yaman öyle bir kas yaptı ki yaptığı kaslar sonucunda dünyada en çok yıldızı parlayan starlar arasına girdi. Son olarak iş gezisini İtalya’ya giden Can Yaman İtalyan hayranlarının yoğun sevgisi ile karşılanmış ve İtalya sokaklarında ilgiden yürüyememişti.
Erkenci Kuş, Güzel Köylü ve Kardeş Çocukları gibi efsane dizilerin yapımcısı olan Gold Film Can Yaman ile bir efsaneye daha imza atmaya hazırlanıyor. Can Yaman Gold Film’in sahibi Faruk Turgut’un elinde ki senaryoyu görünce bayıldı ve projede yer almak için bir sezonu atlamak zorunda kaldı.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Can Borcum Oyuncuları Can Yaman Can Yaman 8 Kasım 1989 İstanbul doğumludur ve 30 yaşının içindedir. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Can Yaman şuanda bir Can Yaman hukuk bürosunun sahibidir ve oyunculuktan arta kalan zamanlarında bürosunda çalışan avukatlara yardım etmektedir. İlk olarak Gönül İşleri dizisinde Sinem Kobal ile yer alan Can Yaman dizi de çok arka planda olan Bedir karakterine hayat verse de dizinin parlayan yıldızı olmayı başarmıştır. Aslında zengin bir aileni oğlu olan Can Yaman avukatlık yaparken hobi olsun diye oyunculuğa başlamış ve yıldızı bir anda parlamıştır.
Daha sponra 2015 de İnadına Aşk dizisinde başrolü kapan Can Yaman Trt 1 de yayınlanan Hangimiz Sevmedik dizisinde bir kez daha başrolde yer almıştır. 2017 de Dolunay dizisinde yer alan Can Yaman 2018 ve 2019 da Erkenci Kuş dizisinde yer almıştır.
Can Borcum dizisine yeni gelen oyuncular oldukça detaylar bu sayfadan sizler ile paylaşılacaktır.
Can Borcum Nerede Çekilecek? Can Borcum dizisinin nerede çekileceği şuanda belli değil ancak şimdiden mekan araştırılmaya başlandı; dizinin hem yurt içi hemde yurt dışı çekimleri olacak; ama Can Borcum dizisi setinde ana mekan İstanbul olacak gibi
Can Borcum Ne Zaman Başlayacak? Can Borcum dizisi ocak 2020 den sonra yayında olacak. Can Borcum dizisinin şuanda hangi kanalda yayınlanacağı belli değil ancak Star Tv ve Show TV gibi kanallar Can Borum dizisi için sırada bekliyor.
Benzer Konular Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri 18 Kasım 2019 Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? 17 Kasım 2019 Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) 15 Kasım 2019 İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında 13 Kasım 2019 Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu 9 Kasım 2019 Limit Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri Limit Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri 27 Ekim 2019 Yorum yaz Adınız Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu
Türkiye’nin dünyada en çok tanınan ve en yakışıklı başrol oyuncularından Çağatay Ulusoy yeni bir film hazırlığında. Son olarak Netflix’te Hakan Muhafız dizisini iki sezon çeken Çağatay Ulusoy çok beğenilen projesinden sonra kendi film ve dizilerini çekmek için harekete geçti. Daha önce dünyaca ünlü oyuncumuz Erken Petekkaya’da kendi dizisini çekmek için yola çıkmış çektiği Kayıtdışı dizisi tutmayınca ve çok büyük zarar ederek geri yerine oturmuştu. Çağatay Ulusoy ise Erkan Petekkaya’dan ders çıkardı ve yüksek maliyetli bir dizi çekmek yerine bir sinema filmi ile kendini denemeye çıktı.
Daha önce İçerde dizisinde beraber yer aldıkları Nebil Sayın’ı da film için ikna eden Çağatay Ulusoy yeni filmi Azadlık Saka’nın senaryosunu da kendi yazdı. Profesyonel bir senarist olan Tolga Aydın da senaryo için de destek alan Çağatay Ulusoy en çok da Azadlık Saka da yönetmenlik yapacağı için heyecan yaşıyor. Böylelikle Çağatay Ulusoy bir filminde hem yapımcı; hem senarist hemde yönetmen olacak. Türk izleyicisi zaten Çağatay Ulusoy’un 10 parmağında 10 marifet olduğunu biliyor. Daha önce gitarı eline alan Çağatay Ulusoy milyonları peşine takmayı başarmıştı güzel sesi ile.
Çağatay Ulusoy yeni filmi Azadlık Saka için Kırklareli’ne de giderek mekan araştırmaya başladı. Azadlık Saka filmi için bir kaç cast ajansı ile de anlaşan Çağatay Ulusoy çok profesyonel bir iş çıkarmak istiyor ve beyaz perdede rekorlar kırmak istiyor. Son olarak İçerde dizisinden partneri Aras Bulut İynemli’nin 7. Koğuşta ki Mucize filminde yakaladığı başarı da Çağatay Ulusoy’un iştahını kabarttı.
Azadlık Saka Oyuncuları Çağatay Ulusoy 1990 da İstanbul’da hayata gözlerini açan Çağatay Ulusoy 29 yaşındadır ve kariyerinin zirvesindedir. Türkiye’nin açık ara en yakışıklı ve en çok sevilen erkek başrol oyuncusu olan Çağatay Ulusot Best Model of Turkey 2010’da da yakışıklılığı tescillemiştir. İstanbul Üniversitesinde Sulama Sistemleri eğitimi alan Çağatay Ulusoy Ayla Algan ve Akademi 35 Buçuk da oyunculuk eğitimleri almıştır. İlk olarak Adını Feriha Koydum dizisindeki Emir karakteri ile tanınan Çağatay Ulusot başrol olarak başlamadığı bir dizi de başrolü kapan tek oyuncudur herhalde dünyada. Daha sonra dizinin ismi Emir’in Yolu olarak değişmiştir. Medcezir ve İçerde dizileri ile bir dünya yıldızı olan Çağatay Ulusoy son projesi Hakan Muhafız dizisi ile dijitalde tüm dünyanın en çok izlenen dizilerinden birinde baş rolde yer almıştır.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Nebil Sayın 1971 İstanbul doğumlu olan Nebil Sayın 48 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro mezunu olan Nebil Sayın uzun yıllar tiyatroda yer almış ve televizyon işlerinden uzak durmuştur; ancak kendisine Muhteşem Yüzyıl gibi bir diziden teklif gelince dayanamamış ve ilk kez bir dizi de yer almıştır. Daha sonra Suskunlar ve İntikam gibi dizilerde yer alan Nebil Sayın’ın en çok tanındığı proje ise İçerde dizisinde hayat verdiği Coşkun karakteri olmuştur. Daha sonra Ay yapım ile yoluna devam eden Nebil Sayın 2018 de Çukur dizisinde Berber Muhittin karakter ile milyonları ekrana kilitlemeyi başarmıştır. 2019 da ise Payitaht Abdülhamid dizisi kadrosunda yer almıştır. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.03 13:49 masalokucomtr DJ Juicy M Kimdir

DJ Juicy M Kimdir
https://preview.redd.it/kkl9yuzswgw31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=8cdc1b80a183a94e7e1bdf6ba9c6d54475f2c5d7
Asıl adı Marta Martinez olan 21 Nisan 1991 yılında, Kiev’de doğan bir sanatçıdır. Hip hop, R & B, progressive House ve Elektro House türlerinde çalışmalarına devam etmektedir. Sanatçıyı aktif olarak 2006’dan bu yana görmekteyiz. Model, müzik yapımcısı, dj ve remixer olarak çalışan bu güzel kadın, halk arasında Sun Martie olarak da bilinir. Sanatçı, doğduğu şehirde çocukluğunu geçirmiştir. Gazetecilik bölümünde öğrenim gördükten sonra, müzikle ilgili özel bir kanalda haber sunucusu olarak çalışmaya başladı. 2006 yılında bir dj okuluna girdi. Profesyonel kariyeri, bu tarihte başlamış oldu. resident DJ unvanı ile bir süre Ukrayna kulüplerinde çalıştı. Çalışmaları esnasında kendini geliştirmeye ve öğrenimine devam ediyordu. Fashion TV üzerinde model olarak ekranlara çıkmaya devam eden sanatçı, 2007 yılında Ukrayna FTV üzerinde assolist olarak çalışmaya başladı.
DJ Fırtına, Juicy M’yi dünyanın en seksi ve en başarılı kadın DJ’i olarak tanımlamaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri, Ukrayna, Kanada ABD ve Çin’de playBoy partilerine katıldı. Buralarda görevler aldı.
En seksi DJ ödülüne Asya başta olmak üzere birçok kıta ve ülkede aldı.
Birçok önemli konserleri ve herkese hitap eden parçaları bulunan sanatçı, hala aktif müziğini sürdürmektedir.
Ünlü FHM Dergisi’nde 14 Haziran 2013 yılından itibaren modellik yaptı, “JuicyLand” adında bir radyo programı hazırladı. Bu radyo programı, Rusya’da büyük beğeni topladı. Binbaşı Moves Ajansı’nda görev aldı ve şu ana kadar 4 mix cd piyasaya sürdü.
Birçok ülkede konserler verdi. Bu konserlerin bazıları;
  • Durum (Bangor- Kuzey İrlanda)
  • Oturma Odası (Güney Afrika)
  • Avastar (Güney Afrika)
  • Harlem (Dunfermline- İskoçya)
  • Horizon Lounge (Dubai)
  • Pacha (Mısır)
  • M1NT (Shanghai)
  • 1oak (NYC, USA)
  • X2 (Jakarta)
  • Çatı (Hanoi)
  • Biyografi
  • Ayhan Işık Kimdir
  • https://masaloku.com.tr
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]